Fetva.net Mezhepsizlerin fetva sitesi

   Bir zamanlar Süleymaniye Camiinde vaaz verip, yanlış görüşleri anlaşılınca uzaklaştırılan Abdülaziz Bayındır’ın başlarında olduğu Süleymaniye Vakfı, fetva.net adlı bir internet sitesi açmış. Gelen cevapları uzman sekiz adet ilim adamı (!) heyeti tarafından cevaplandırılırıyor, Abdülaziz Bayındır uygun görürse cevap yollanıyor ve yayınlanıyormuş.

   Metodumuz kısmında bakın ne diyorlar:
   “Fetva vermek, dinî ve hukukî bir konuda görüş bildirmektir. Bu sebeple dinin kaynakları olan Kur’an’ı, Hz. Peygamberin sözlerini, ashabın görüş birliği ettiği konuları genel olarak bilmek gerekir. Fetva verilen konuda İslam alimlerinin görüşlerinden de yararlanmalıdır. Bununla birlikte soruyu soran kişinin özel durumu ve içinde bulunduğu şartlar da önemlidir. Son olarak fetva veren kişinin olayları yorumlayabilecek kabiliyette olması gerekir.”

   Yani kısacası fetvayı kendileri veriyorlar. Bunu yaparken işlerine gelen ayet, hadis ve işlerine gelen alimin sözünü alıyorlar, ondan sonra nihai bir karara varıp fetva veriyorlar…

   Böyle bir saçmalık olur mu?

4 MEZHEP BÜTÜN KONULARI EL ALARAK FETVA VERMİŞTİR
   İslam’ı sahabeden, tabiinden alan müctehidler İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Ahmed Bin Hanbel, İmam-ı Malik (Rahimehullahu Anhum) verilecek bir fetva bırakmamıştır. Yani bu gün namaz, oruç, hac, zekat, faiz, alışveriş vs. gibi temel konularda bu imamlar verilecek bütün fetvaları vermiştir.

   Onlar verdikleri fetvanın dayandığı ayetin tefsirini ikinci ya da üçüncü şahıstan dinleme imkanı bulmuş, hadisi şerifleri ravilerinden bizzat dinlemişler, ona göre de fetva vermişlerdir. Ve bu güne kadar bütün dünyada bu fetvalar uygulanmıştır.

   Bu zamanda sadece gelişen hayat şartlarında oluşan yeni problemlere fetva aranmaktadır. O da geçmişteki verilen fetvalara bakılarak kıyas yolu ile halledilmektedir. Temel ve ana konularda kesinlikle bir boşluk yoktur.

MEZHEP İMAMLARINI KARALA, KENDİNİ YAMALA
   Bu nedenle mezhepsiz Abdülaziz Bayındır önce meydanı boşaltmak için mezhep imamlarını kötülüyor. Şerde birleştiklerini, hükümetin baskılarıyla Kur’an-ı kerimi yanlış tefsir ettiklerini, yanıldıklarını söylüyor.

  Size “höt” deseler girecek delik ararsınız… Hâlbuki İmam-ı Azam (Rahimehullah) hükümetin zulmünün tasdikçisi olmaktan korktuğu için teklif edilen kadılığı kabul etmeyip, zindanlarda şehid olacak kadar şerefli ve takva sahibi bir insandır.

   Ama Abdülaziz Bayındır ve ekibi bu gerçekleri bilmeyecek kadar cahil değildir. Peki, neden böyle bir söylemin içerisine giriyorlar? Neden iftira ediyorlar?
   Çünkü birisi: “Siz böyle tefsir ediyorsunuz, siz böyle fetva veriyorsunuz ama tarihte eşi yok, hiçbir âlim böyle sapıkça fetva vermemiş” diyemesin. Bilsin ki onlar yanlış yapmış, onlar otoritenin zulmüyle şerde ittifak etmişler..

SÜLEYMAN ATEŞ İLE AYNI KUMAŞTAN
   Abdülaziz Bayındır’ın “şerde ittifak etmişler” sözü aslında kendileri ve gibileri için geçerlidir. Bakın mesela orucunu kasten bozanın 60 gün kefaret tutulacağını iki profesör de inkar ediyor. Böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar. Süleyman Ateş’e yaptığımız reddiyeyi okumak için tıklayın..

   Bakın Abdülaziz Bayındır ne demiş:


   Abdülaziz Bayındır da diyor ki: Sadece hasta ve yolcuların oruç tutmamaları halinde kaza edebilecekleri bildirilmiştir. Ramazan ayında mazeretsiz olarak oruç tutmayan kişi, ömrünü oruçla geçirse o eksiği kapatamaz.  Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
   “Kim Ramazan günü bir özrü ve hastalığı olmadan yiyip içerse; bütün zamanlarını oruçlu geçirse bile o günün eksiğini kapatamaz.” (Buhârî, Savm 29; Tirmizî, savm 27;  İbn Mâce, Sıyâm 14; Dârimî, Savm 18; Ahmed b. Hanbel, 2/458, 470.)

   Onun yapacağı tek şey, tevbe edip bir daha o işi tekrarlamamaktır.

CAHİL DEĞİL, KURNAZ…
   Bakınız değerli kardeşlerimiz. Bu insanların düştüğü duruma bu fetvada şahit olmaktayız. Sizinde gördüğünüz gibi Buhari’den hadis nakletmektedirler. Okuyanda diyor ki: “adamlar ayet, hadis her yerden delil getiriyor” hâlbuki aynı Buhari’de şu hadis-i şerif de geçmektedir:
   Ebu Hureyre Radıyallahu anh demiştir ki: Bir zaman bir huzur-u Risalette otururduk. Bir adam: “Ya Resulüllah! Helak oldum” dedi. Resulüllah: “Ne oldu sana? Niçin helak oldun?” deyince o adam: “Ramazanda oruç olduğum halde haremime vakı’ oldum (yai cima ettim) dedi. Resulüllah:
 “Azad edecek bir köle bulur musun” dedi. O kimse: “hayır! Bulamam” dedi. Resulüllah:
 “Arası fasılasız iki ay oruç tutabilir misin” diye buyuruna o adam: “hayır, tutamam” dedi. Resulüllah:
 “Altmış fukaranın karnını doyurabilir misin” dedi. O adam:
“Hayır doyuramam” dedi.
   Bunun üzerine bir müddet huzurunda durdu. O sırada biz bu mesele zerinde Resulüllah’a içi hurma dolu bir miktel (15 sa’alan) bir zenbil getirildi. Resulüllah:
“Sail nerededir” deyinde o adam: “Benim” dedi. Resulüllah:
“Al şu hurmayı kefaret olmak üzere tasadduk et, dedi.” O adam: “Benden daha fakir olan kimseye mi tasadduk edeyim. Allah’a yemin ederim ki, Ya ResulAllah Medine’nin şu tepeleri arasında benim beytimden daha ziyade fakir bir ev halkı yoktur. Deyinde; azı dişleri görününceye kadar Resulüllah güldü, sonra:
“Al bu hurmayı kendi ehline yedir” dedi. (Buhari, Oruç Bahsi)

   Gördüğünüz gibi aynı Buhari’de orucun kefaretinin nasıl olacağı açık bir şekilde rivayet edilmektedir. Peki, Abdülaziz Bayındır bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor ama en başta dediğimiz gibi işine gelmiyor.

HURAFE!
   Abdülaziz bayındır ve ekibinin en çok dikkat çeken yönü akıl ile kabul etmediklerini de “kaynakta yeri yok, hurafe” diyerek reddetmeleridir. Mesela bakın kabir nur namazı için ne cevap veriyorlar:
   “Kabir namazı veya nur namazı diye bir şey yoktur. İbadetler nass ile yani ayetler ve peygamberimizin uygulamaları ile sabit olur. Allah’ın istemediği, Peygamberimizin tavsiye etmediği böyle hurafelere itibar edilmemesi gerekir.”

   Bayındır, “Peygamberimizin uygulamaları ile sabit olur” diyor. Al sana kaynak ve al sana uygulama:
  “Yatağına yatmak istediği zaman oraya emekleyerek (dizi üstü) gider ve uyumadan önce yatağının üzerinde iki rekât namaz kılardı, bu rekâtlarda (Izâ zülziletilardu ve Tekâsür) sûrelerini okurdu” (Beyhakî, es-Sünenül-kübrâ, NI/32; Gazâli, Ihyâ, I/196) Az farkla bu hadisleri Ahmed bin Hanbel (Müsned, V/260; VI/299), Ibn Mâce (Ibn Mâce, ikâme,125), Tirmizî (Tirmizî, vitir,13), Darimî (Darimî, salat, 215) ve Dârekutnî de (Derekutnî, N/6251)

MEZHEPSİZLER
   Abdülaziz Bayındır mezhepler hakkındaki soruya bakın nasıl cevap veriyor:
   “Mezheb görüş demektir. Hakkında açık ayet ve hadis olmayan konularda ilim adamları kendi metotlarına göre görüşler ortaya koymuşlardır. Bu yüzden mezhepler arasında ihtilaflar meydana gelmiştir. Herkes her konuda bilgi sahibi olamayacağı için bilmediği konularda bilenlere tabi olmak durumundadır. Mezhepleri birer hoca gibi düşünün. Bilmediğiniz bir konuyu nasıl bize soruyorsanız aynı şekilde mezheplerin o konuyla ilgili görüşleri ile de amel edebilirsiniz. Mezhepler din değildir kesinlikle. “Ben bir mezhebe tabi değilim” demek kişiyi dinden çıkarmaz. Fakat bu sözü, mezheplerin görüşleri ile amel etmeye gerek duymayacak kadar bilgi sahibi olanlar söylemelidir!
   Asıl yanlış olan; körü körüne mezhep taklitçiliğidir, mezhepleri tamamen doğru kabul etmek, doğru ya da yanlış olacağını kabul etmeden her dedikleri ile amel etmektir… Mezheplerin de yanlış yapabileceklerini, gerektiğinde bir başka mezhep ile amel edileceğini ve yine gerektiğinde (mezheplerin ayet ve hadise aykırı görüşlerinde) hiçbir mezhep ile amel etmeyip sadece ayet ve hadisle amel gerekeceğinin farkında olmak gerekir. Bir şeyin doğru olup olmadığı da o şeyin Kur’an ve sünnete uygunluğu ile anlaşılabilir.”

   Kendileri çok malumat sahibi oldukları için bir mezhebe bağlı olmadıklarını rahat rahat açıklayabilirler (!) öyle ya her şeye istedikleri gibi fetva veriyorlar… Kimi zaman Peygamberin sünneti bile kafi gelmiyor “hurafe” diyorlar, kimi zaman hadis-i şerifler bile delil olmuyor “yok böyle bir şey” diyorlar.

  Bakın mezheple ilgili gelen başka bir soruya nasıl cevap veriyorlar:
   Soru: Sitenizin devamlı takipçisiyim. Bir konuyu sormak istiyorum. Sitede yayınlanan fetvalar hangi mezhebe göredir veya mezhebe bakılmaksızın sadece size göre mi cevap yazıyorsunuz?
Cevap: Sitemize gelen sorularda bir mezhep esas alınarak değil; dinin kaynağı olan Kur’an ve onun uygulaması olan sünnet esas alınmaktadır. Cevaplar buna göre hazırlandıktan sonra bütün mezhep görüşleri de gözden geçirilip cevaba son şekli veriliyor. Cevaplarımızı ve araştırmalarımızı incelerseniz bu usulümüzü yakından görebilirsiniz.

      Açık açık demiyorlar ki: “Biz kendi İslamımıza göre fetva veriyoruz”

   Mezhep imamlarının verdiği fetva neyine yetmiyor? Bakın kendileri itiraf ediyor..  “bütün mezhep görüşleri de gözden geçirilip cevaba son şekli veriliyor” Pastaya şekil verir gibi fetvaya son şeklini veriyorlarmış!. 

   Dikkat ediniz kendileride söylüyor ki,  Mezhep imamları daha önce bu konuda bir görüş bildirmiş, fetva vermiş. Ama bunlar yeterli değilmiş de adamlar onlardan sadece istifade ediyormuş!

   Şunu da söyleyelim ki yine sıkıştıkları yerde 4 mezhebin görüşünü peş peşe sıralamak zorunda kalıyorlar. Anlayacağınız tezatlar içinde çırpınıp duruyorlar.

   Onlara sormalısınız:

   Asırlardır uygulanan İslam hükümleri sizi neden rahatsız ediyor bunu da izah ederseniz seviniriz. Nereye, hangi dine hizmet ediyorsunuz? İslam’a hizmet ettiğinizi söylüyorsanız bu hizmet değil hezimettir. İslama hizmet etmek günümüze kadar gelen İslamı ihya etmek ile mümkün olur. Siz ise ihya değil berbat ediyorsunuz. Mezhep imamlarını küçümsüyor, iftiralar atıyorsunuz. Milletin kafasını karıştırarak batıla sürüklüyorsunuz…

HÜLASA-İ KELAM
   Kısa birkaç örnek ile iktifa ettiğimiz bu site, mezhepsizliği dayatmakta, insanları yanlış yönlendirmekte, sapıklığın tavan yaptığı, uzak durulması gereken bir sitedir. İsrail’in ve Amerika’nın Türkiye üzerindeki mezhepsizlik oyununa hizmet etmektedir. Olur ki siz girersiniz, olur ki bir kardeşiniz girer.. Herkesi haberdar edelim ki insanları bu sapıklardan koruyup kollayalım. Bize düşen elbette tebliğdir, muvaffakiyet Allah’tandır..

MEZHEPLERİN GEREKLİLİĞİ AKLİ VE NAKLİ DELİLLER İÇİN TIKLAYIN

http://www.ismailaga.info

About ismailaga

Rahmetin Sanal Alemdeki tecellisi
Bu yazı REDDİYELER içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s