Abdülaziz Bayındır’ın “Allah Geleceği Bilmez” dalaletine REDDİYE

   Süleymaniye Vakfı başkanı ve mezhepsiz fetva.net sitesinin fetvacısı Abdülaziz Bayıdır inkarda ve İslam alimlerinin tabiri ile “dalalette (sapıklıkta)” sınır tanımıyor. Şimdi de Kur’an-ı Kerimde geçen bir iki ayeti yoldan geçen cahil vatandaşın bile anlamayacağı şekilde yorumlayarak Allahu Teala’nın geleceği bilmediğini söylüyor. Bunu söylerken aslında cahilliğini gözler önüne seriyor. Çünkü Kur’an-ı Kerimde geçen yüzlerce ayeti inkar etmiş oluyor. Önce o dehşet verici, tarihte eşi benzeri olmayan hezeyanlarını dinleyelim. Sonra cevap verelim…

   Abdülaziz Bayındır, bir kişinin evleneceğini, kiminle evleneceğini yani geleceği Allahu Teala’nın (hâşâ) bilemeyeceğini söylüyor. Bunun için sözde delil olarak aldığı ayetler şöyle:
Ali İmran 140-142:
140-Eğer size (Uhud’da) bir yara dokunduysa, ona benzer bir yara da (Bedir günü) gerçekten o (kafir) kavme dokunmuştu.
(Habibim) İşte sana! Bu günler ki, biz onları insanlar arasında çevirip durmaktayız. Bir de Alla o inanmış olanları bilsin ve sizden şehitler edinsin diye! Zaten Allah o zalimleri sevmez.
141-Yine Allah iman etmiş olanları arındırsın, o kâfirleri ise azar azar helak etsin diye
142- Yoksa siz cennete girebileceğinizi mi sandınız; oysa Allah henüz içinizden cihat etmiş olanları da bilmemiş, sabredenleri de bilmemiştir.

Tevbe 16:
   “Yoksa siz, Henüz Allah içinizden cihat etmiş olanları ve ne Allah’tan, ne de Resulünden ve ne de müminlerden bir sırdaş edinmemiş olan o kişileri bilmedikçe bırakılacağınızı mı sandırınız?…”

   Ayetlerin kelime karşılıklı, tefsirsiz, yorumsuz manası böyle. Eğer iki Arapça kelime biliyorum diyerek bu ayetlerden hüküm çıkarmaya çalışırsanız Abdülaziz Bayındır gibi inkâra düşmeniz kaçınılmaz olacaktır. İster prof olun, ister doç olun fark etmez bu hataya düşersiniz. Ancak Abdülaziz Bayındır bir hata icabı değil, yaymaya çalıştığı vehhabiliğin gereği bu hezeyanları kusuyor.

TEFSİR YAPABİLMEK İÇİN BİLİNMESİ GEREKEN İLİMLER İÇİN TIKLAYIN

EHLİ SÜNNET ULEMASI VE AYETLERİN MEALİ

   Abdülaziz Bayındır, Süleyman Ateş hariç diğerlerinin bu ayetlere yanlış mana verdiğini söylüyor. Kendisi güya mutlak mealci. Ayetleri doğru olarak tek kendisi anlamış. Süleyman Ateş’de belki ona göre doğru olan manayı verirmiş. Diğer İslam tarihindeki bütün alimler, müfessirler ise hata etmişler.! Hatta ona göre mezhep imamlarını “boş ver gitsin”

(Bunların mezhepsiz olduğunu daha önce açıklamıştık. BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ)

   Yani bu ayetleri sahabeler, müctehidler ve bu gün kaynak olarak istifade edilen eserleri yazan âlimler bile yanlış yorumlamışlar. Kendisi doğru manayı bulmuş!.

   Bayındır’ın dediği gibi, son devrin en saçma fetvalarını veren sapıklar dahil ilimle meşgul olan hiç kimse bu ayetlere olduğu gibi mana vermemiştir. Bunun sebebini de yazının devamında anlayacaksınız.

Ayetlerin yalın manası şöyle:
Ali İmran 140-142:
   “Eğer siz (Uhud’da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.”
   “Bir de Allah, böylece iman edenleri günahlardan arıtmak, inkarcıları ise yok etmek ister.”
   “Yoksa içinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?”

Tevbe 16:
   Diyanet Meali: “Allah, içinizden cihat edenleri; Allah’tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.”

MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİMİZİN TEFSİRLİ MEALİ
Ali İmran 140-142:
   140-Eğer size (Uhud’da) bir yara dokunduysa, ona benzer bir yara da (Bedir günü) gerçekten o (kafir) kavme dokunmuştu. (Böyle olduğu halde onların kalpleri zayıflamayıptekrar Uhud’da size karşı çıkarlarken, şimdi siz Uhud’da aldığınız yaradan dolayı niye gevşiyorsunuz)
(Habibim) İşte sana! Bu günler ki, biz onları insanlar arasında çevirip durmaktayız. (böylece bazen zafer ve ganimet ile lehlerine, bazen de yara ve hezimet ile aleyhlerine döndürüyorsak, bunu, İslam’ın hak olduğu açıkça ortaya çıkarak gabya iman imtihanının ortadan kalkmaması gibi nice hikmetlere mebni olarak yapmaktayız)
Bir de Alla o inanmış olanları (ta ezelden sabır ve imanla mevsuf olarak bildiği gibi, herkese bunu) bil(dir)sin ve sizden şehitler edinsin diye! (Sizi her zaman galip etmemiştir) Zaten Allah o zalimleri sevmez.
    141-Yine Allah iman etmiş olanları (mağlup etmesi durumunda çekecekleri üzüntüyle günahlarından) arındırsın, o kâfirleri ise (yenik duruma düşürmesi halinde) azar azar helak etsin diye
   142- Yoksa siz cennete girebileceğinizi mi sandınız; oysa Allah (ezeli ilmiyle kimin ne yapacağını önceden bildiyse de) henüz içinizden cihat etmiş olanları da bilmemiş, sabredenleri de bil(ip belli et)memiştir.

Tevbe 16:
   “(Ey müminler) Yoksa siz, Henüz Allah içinizden cihat etmiş olanları ve ne Allah’tan, ne de Resulünden ve ne de müminlerden bir sırdaş edinmemiş olan o (sadık) kişileri(n kimler olacağını ezelde bildiği gibi bazı imtihanlarla sizi de) bilmedikçe bırakılacağınızı mı sandırınız (da kafirlerle savaşa isteksiz oldunuz)…”

SÜLEYMAN ATEŞ O KADAR DEĞİL!
   Süleyman Ateş bir yerde manayı yorumsuz veriyor ancak kendisi bu ayetlerden Abdülaziz Bayındır gibi bir hezeyan çıkartmıyor. Yazdığı mealde şöyle mana veriyor:
Tevbe 16:
“Yoksa siz, Allâh, içinizden cihâd edenleri (sınayıp) bilmeden, sabredenleri (sınayıp) bilmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”

Ali İmran 140:
“Eğer size bir yara dokunduysa, o topluluğa da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler… onları biz insanlar arasında çevirip dururuz (kâh bir kavme, kâh ötekine gâlibiyet veririz; bazen bir topluma iyi veya kötü günler gösteririz, bazan ötekine). Allâh inananları ortaya çıkarmak, sizden şehidler edinmek için (zamanı kâh lehinize, kâh aleyhinize çevirmektedir). Allâh, zâlimleri sevmez.”
142: “Yoksa siz, Allâh, içinizden cihâd edenleri (sınayıp) bilmeden, sabredenleri (sınayıp) bilmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”

   Gördüğünüz gibi tutunmaya çalıştığı tek dal Süleyman Ateş bile bu ayetin bir imtihanı haber verdiğini belirtmiş.

   Âlimler neden böyle bir mana veremez? Çünkü eğer böyle sapıkça bir mana verirler ise Kur’an-ı Kerimin diğer ayetleri ile çelişirler.

ALLAHU TEALA DOĞRU OLANLARI DA BİLİR?
   Abdülaziz Bayındır, bu ayetlere dayanarak Allahu Teala’nın hâşâ kimin samimi Müslüman olmadığını o anda yeni öğrendiğini söylüyor. Bakın Allahu Teala ise ne buyuruyor:
   “Andolsun, biz onlardan evvelkileri de imtihan ettik. Allah muhakkak ki dosdoğru olanları da bilir, elbette yalancı olanları da bilir” (Ankebut, 3)

   Bayındır, Kur’an-ı kerimi azıcık daha araştırsaydı büyük lokma yemeyi büyük laf söylemeye tercih edecekti… Yukarıda gördüğünüz ayeti kerimede de apaçık bir şekilde Allahu Teala’nın imtihandan geçecekleri de, kazananları da, samimi olmayanları da bildiği beyan ediliyor.

   Her namazdan sonra okuduğumuz hikmetlerle dolu Ayetel Kürsi’de de bu gerçek şöyle beyan ediliyor:
   “O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir.” (Bakara 255)

   De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.” (Neml Suresi 65)

GELECEĞİN YAZILI OLDUĞU LEVH-İ MAHFUZ
   “Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dahilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” (Enam 59)

   “Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” (Hadid 22)

   Gördüğünüz gibi Allahu Teala, daha yaşadığımız ve yaşayacağımız her şeyin bir kitapta yazılı olduğunu beyan ediyor.

   Ey Abdülaziz Bayındır, sen bu kitaba da, ayetlere de bir tevil bulursun! Ne de olsa mutlak müfessir, mutlak müctehidsin ya!

   Yıllar önce bu iddialar Ehli sünnet alimler tarafından çürütülerek çöpe atılmıştır. Bu gün ilim cahillerin oyuncağı olduğundan ve millet İlahiyatçıların eline mahkum edildiğinden, bunlar da meydanı boş zannettiklerinden sallıyorlar. Prof etiketi ile cahilliğin daniskasını sergiliyorlar.

PEYGAMBERLERE BİLDİRİR
   O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez. Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) (Cin Suresi 26, 27)

Bakın Allahu Teala, Kur’an-ı Kerimde bu gerçeği çok açık bir şekilde nasıl beyan ediyor:

   Yusuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım.” (Yusuf 37)

   Şimdi eğer o yemeğin Yusuf Aleyhisselam’a ulaşıp ulaşmayacağını Allahu Teala’da o an biliyorsa (haşa) bu ayet neyi anlatıyor?

   Abdülaziz Bayındır mantığına göre o yemeğin ne olduğunu (haşa sümme haşa) Allahu Teala bilmez, ancak yapılınca bilir. Geleceği bilmediği için (haşa) yemeğin zindana ulaşıp ulaşmayacağını da bilemez. Öyle ya bir deprem olsa, zindan yıkılsa! Ya bir felaket olsa da her şey telef olsa! Her şey olamaz mı? Yani yemek zindana ulaşmayabilir de… Peki, Yusuf Aleyihsselam zindana gelecek olan yemeğin ne olduğunu nasıl haber veriyor? Tabi ki Allahu Teala’nın ezelden bilmesi ve bildirmesi ile…

   Bayındır’ın felsefesi ile böyle saçmalıklara saplanırsınız…

HABER VERECEKSİN
   Yusuf Aleyhisselam kuyuya atılırken, Allahu Teala kardeşlerinin yaptığını ileride onlara söyleyeceğini bildiriyor:
   “Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de O’na, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.” (Yusuf 15)

   Kıssanın sonunda beyan edildiği üzere Yusuf Aleyhisselam kardeşlerine bunu haber veriyor:
   “Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” (Yusuf 89)

PEYGAMBERİMİZ DE HABER VERİRDİ
   “Allah, müminleri bulunduğu şu durumda bırakmaz, temizi pisten ayırır. Allah size gaybı da bildirmez. Ama Allah Resullerden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah’a ve resullerine inanın, eğer iman eder, müttaki olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.” [Al-i İmran 179]

   “O, gaybın bilgilerini [vahiy ile bildirilen gizli şeyleri sizden]esirgemez” [Tekvir 24]

    Peygamberimiz günlük olaylar karşısında pek çok kere gelecekten Allah’ın izni ile haber vermiştir. Mesela Bedir Savaşından önce kafirlerin öleceği yerleri tek tek göstermiştir. Bu inkarcıların PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDAN da habersiz olduğu anlaşılıyor..

   Burada direk gelecekten haber verdiği birkaç hadis zikredelim..

   Resulullah efendimizin mucize olarak gelecekten haber verdiği (Bir zaman gelecek) diye başlayan hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
“Bir zaman gelecek, insanlar, yalnız parayı düşünüp, helal haram düşünmeyecekler.” (Buhari)

“Âmirler, imamlar, namazı öldürecek, vaktinden sonraya bırakacaklar.” (Müslim)

“Sünnetimi öldürerek dini bozmaya çalışan kimseler çıkacak.”(Deylemi)

“Allah’ın kitabının dışında uyacağımız bir şey yok diyenler çıkacaktır.” (Ebu Davud)

“Kâfirler için gelmiş olan âyetleri, Müslümanları kötülemek için delil olarak kullanacaklar.” [İbni Ömer] (Vehhabiler, müşrikler hakkında inen âyetleri Müslümanlar için, rafiziler de münafıklar hakkında inen âyetleri Eshab-ı kiram için delil gösterdiler. Resulullahın mucizesi meydana çıktı.]

“Kur’an, dünyalık için okunacaktır.” (Ebu Davud)

“Din âlimi kalmayacak, din adamı yerine geçirilen cahiller, bilmeden fetva verecek, herkesi, doğru yoldan çıkarmaya çalışacak.” [Buhari]

ALLAHU TEALA NOKSAN SIFATLARDAN VE YARATILANLARA BENZEMEKTEN MÜNEZZEHTİR
   Allahu Teala’nın zati sıfatlarından bir tanesi de: “Mualefet’un lil Havadis” yani “sonradan olan (yaratılan) hiçbir şeye benzememek”tir.

   Bu ilahi azameti beyan eden ayeti kerimelerden bir kaçı şöylecedir:

   “…Onun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şura 11)

   Aklınıza suret, biçim, şekil açısından insan, dünya, uzay, gezegen, ışık, nur… Ne geliyorsa işte Allahu Teala onlardan münezzehtir. Hiçbirine benzememektedir ve müsavi değildir.

   Şimdi bir insan kalkıp “Allahu Teala geleceği bilemez” dediği zaman bu ayete de muhalefet etmiş olur. Öyle olsa Allahu Teala’nın (haşa) bizden ne farkı kalır. Zaten bu bir noksanlık ve acziyet olur ki, Allahu Teala bütün noksanlıklardan da münezzehtir.

   İşte başka bir ayeti kerime daha. Abdülaziz Bayındır ve avanesine İLAHİ bir cevap niteliğinde:
   “Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.” (İsra 43)

   Bütün bunlardan anlıyoruz ki “Allahu Teala geleceği bilmez” iddiası ilmi olarak çürütülmüştür ve ilmi olarak hiçbir delil yoktur. Kur’an-ı Kerimden delil olarak getirilen ayetler yukarda zikrettiğimiz ve zikretmediğimiz bir çok ayet ile çelişmektedir. Kur’an-ı Kerimde ise çelişki yoktur.

   Yanlış yorumlama ve tevil sonucunda bu hatalara düşenler, bir çok ayeti de yok saymış olurlar. İşlerine gelmediği için görmezden gelirler. Sonunda böyle rezil olurlar..

ALLAHU TEALA’NIN YARATMASI BİLMEDİĞİ MANASINA MI GELİR?
   Abdülaziz Bayındır: “Allahu Teala senin cehenneme gideceğini bildiği halde yaratıyorsa seni neden sorumlu tutuyor?”

   Yani Allahu Teala, hangi kulun iyi, hangisinin kötü olduğunu bilmiyormuş da, bunları ayırt etmek için yaratmış!..

   Bu insanlar daha yaratılışın, var oluşun mana ve önemini kavrayamamış. Felsefenin kurbanı olmuşlar.

EL-CEVAP:
Öncelikle niçin yaratıldığımız bilelim:
   “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Tur 56)

   Yaratılış gayemiz Allahu Teala’ya O’nun emrettiği gibi kulluk etmektir. Rabbimiz bizi bunun için yaratmıştır. Allahu Teala bizi kendine kulluk için yarattığı gibi imtihan edeceğini de beyan ediyor. “Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.” (İnsan 2)

   Allahu Teala yaratmayı murad ettiği zaman zaten senin inkarı seçeceğini biliyordu ancak anlamadığın nokta “Sen, Allahu Teala istediği için veya bildiği için inkarı seçmedin.” Yani sana bir irade-i cüziye verildi ve sen onu kullanarak inkara düştün.

   Senin inkar edeceğini bildiği için hiç dünyaya göndermeden cehenneme atsa idi, o zamanda Allahu Teala’yı zalimlik ile suçlayacak, “yapmadığın bir şeyden” hesaba çekildiğini ileri sürecektin.

   Allahu Teala yaratmayı diledi, yaratılanların hepsinin hangi yolu seçeceğini de bildi. Mahlûkatın yaratılması ile ezelde bilinen sınav kâinat sahasında uygulamaya konuldu. Ne olduğumuzu, kime kulluk edeceğimizi, irademizi hangi yönde kullanacağımızı bize verilen seçme hakkı ile göstermiş olduk. Kimimiz kazandık, kimimiz kaybettik. İtiraz edeceğimiz husus kalmadı. Kazanmış isek cenneti, kaybetmiş isek cehennemi (Allah muhafaza) kazandık.

   Adam diyor ki: “Cehenneme gideceğini bildiği halde neden sorumlu tutuyor?”

   Bilmiyor ki, adam sorumlu tutulacağından dolayı cehennemi hak etmiş!

   Akılda kalması ve daha iyi anlaşılması için şöyle bir misal verelim: Diyelim ki bir imtihan düzenliyoruz. İmtihanda bize en iyi, layıkıyla hizmet edeni belirleyeceğiz. Seçtiğimiz kişiler kayıtsız şartsız bu imtihana katılacaklar, kaçarı yok. Kendilerine her türlü imkânı veriyoruz ama vermesek bile başarmalarını, sonucun leh veya aleyhte neticeleneceğini bildiriyoruz.. İmtihan başlamadan da kimin kazanacağını veya kaybedeceğini biliyoruz. Ancak bize hizmet etmelerini istediğimiz için ve kendi iradeleri neticesinde sonuçlarını görmeleri için sınavı gerçekleştiriyoruz. Başaranlara ödül, reddedenlere de ceza veriyoruz…

Şimdi, sınava girenler: “sonucu bildikleri halde bizi niye imtihan ediyorlar” diyebilir mi? Diyemezler. Neden?
(Kıssaya göre)
1- Bütün yetki ve hüküm bizde, biz öyle istedik
2- Bize hizmet etmelerini istiyoruz
3- Sonucunu kendilerinin de yaşayarak görmesini, ceza verdiğimiz zaman da itiraz edilmemesini istiyoruz

   İşte Allahu Teala’da bizi kimin kazanacağını veya kaybedeceğini bildiği halde ibadet ve kulluk etmemiz, dua etmemiz, zikretmemiz,rızasını kazanmaya çalışmamız için yarattı. Her türlü nimeti verdi. Sorumluluklar yükledi. Bunun bir sınav olduğunu, kazananın ve kaybedenin ne kazanacağını da bildirdi.

   “Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder.” (Cuma 1)

Bu kısım da inşaAllah anlaşılmıştır.

   “Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” (Mülk 14)

ALLAH’A SAVAŞ AÇMIŞLAR…
   Bunlar Resulüllah’ın faziletlerini, mucizelerini inkar edip tankıs etmeye çalışırlar, Kur’an-ı Kerimi herhangi bir kitap kategorisine sokmaya çalışıp hürmetsizlik ederler. Şimdi de Allahu Teala’ya O’nun kitabından iftira ederek noksanlık isnat etmeye çalışıyorlar. Bunlar sanki Allah’a, Kitabına ve resulüne savaş açmış gibiler.

Allahu Teala şerlerinden muhafaza eylesin…

http://www.ihvanlar.net

About ismailaga

Rahmetin Sanal Alemdeki tecellisi
Bu yazı REDDİYELER içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Abdülaziz Bayındır’ın “Allah Geleceği Bilmez” dalaletine REDDİYE için 21 cevap

  1. Şamil dedi ki:

    Allah razı olsun sizde olmasanız bu z….lara cevap verecek kimse yok herkes keyifte alemde. Elhamdülillah rabbim efendi hazretlerini başımızdan eksik etmesin

  2. Anonim dedi ki:

    AMİN İNSALLAHU RAHMAN

  3. murat dedi ki:

    M.l adam kendini ateşe atmak için gerçekten çok çabalıyor

  4. Hacibayram dedi ki:

    Seytanda Cok Alimdive halen oyledir,gerci biraz rahatladi bu gunlerde.

    Bence Bayindir ve ekibi Diyalogun tam obur ters penceresidir.
    Yani hem burdan hem ordan Islami Turkiyede zayiflatmak ve Ilimlastirmak icin obur penceresidir yani sert penceresinden calisiyor anlayacaginiz.

    vikipedyada bir baktim ve kucuk parcasini copy paste yapiyorum gerisini sizler anlarsiniz.
    ======================
    Katolik Kilisesi’ne Mektup [değiştir]

    09. 03. 2009 tarihinde Almanya Tübingen Üniversitesi Katolik İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Richard PUZA ile birlikte Vatikan’da Katolik Kilisesine; ortak hedef ve ortak görev teklifini içeren bir mektup verilmiştir.

    Ortak hedef; “Din ve bilim dengesini kurarak yeni bir çağ, denge çağını başlatmak.

    Ortak görev de “Allah’ın indirdiği kitapları, Allah’ın yarattığı kitapla yani varlıklar âleminde geçerli kanunlarla birlikte okumak” diye belirlenmiştir.
    ===========================
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdülaziz_Bayındır

    • engin dedi ki:

      çok güzel bir tespit. bu mahlukların zaten amaçlarını biliyorduk ama bu yazı düşüncelerimizi iyice perçimledi.

      Allah’ın dinini değiştirmeye çalışanlara,
      Kur’an-ı Kerim’i kendi çıkarlarına göre yorumlayanlara,
      Peygamber Efendimiz’in s.a.v sünnetini yok sayanlara,

      ALLAH’ın laneti üzerlerine olsun. amin. amin. amin.

  5. seda dedi ki:

    abdülaziz bayındır SİZE TEKRAR SÖYLÜYORUM BİZİM MAHALLEDEKİ KURAN KURSUNA GELİN ORDAN ÖĞRENECEĞİNİZ ÇOK ŞEY VAR.KÜÇÜK KARDEŞİM DE SİZE BİLEMEDİĞİNİZ YERLERDE YARDIM EDECEK.HEM SİZİN SEVİYENİZE GÖRE HİÇ BİŞEY BİLMEYENLER İÇİN SIFIRDAN ÖĞRETİYORLAR.🙂

  6. Burak Çetindağ dedi ki:

    Bu tipleri ve bunun benzerlerini yeryüzünden temizlemeden Ehli Sünnete rahat yok kimse bişey yapmayayınca meydanda çomaksız dolanıyorlar.Yüce ALLAH ü Teala tez zamanda KAHHAR sıfatı ile bu yaratıklara irade buyursun.AMİN AMİN AMİN

  7. Ahmet Faruk dedi ki:

    Bu teknik çalışmada emeği geçenleri tebrik ediyor çalışmalarına devam etmelerini Allahütealadan diliyorum.

  8. yusuf dedi ki:

    ALLAH(c.c) size güc ve kuvvet versin..
    calışmalarınızın devamını dilerim..

    ALLAH(c.c) razı olsun..

  9. engin dedi ki:

    bu kadar cahil bu kadar ilim fakiri bir insan, yazık sana bayındır çok yazıkk.

    Hz Ali efendimizin bir sözü geldi aklıma:

    “Cahile cahilliğini anlatmak imkansızdır. Çünkü cahilliği anlamak için de bilgi gerekir. Cahilin cahilliğini ispat kolaydır. Fakat onu ikrar ettirmek zordur.” Hz. Ali

  10. ömer furkan dedi ki:

    İNSAN BU KADAR DA MI CAHİL OLURMUŞ… MEZHEP İMAMLARI,SAHABE , HADİSİ ŞERİFLER ,PEYGAMBERİMİZ KURANI KERİM DERKEN ŞİMDİ SIRA ALLAH’ A İFTİRA ATMAYAMI GELDİ…YOL YAKINKEN HENÜZ CAN VERMEMİŞKEN DÖNÜN…HİÇ Mİ KURAN OKUMADINIZ
    (ALLAH HER ŞEYİ BİLİR)
    (ŞÜPHESİZ ALLAH HER ŞEY BİLİR):BAKARA 2,231,282; NİSA 176; MAİDE 97 ;ENAM 101 ;ENFAL 75 ;TEVBE 115 ; NUR 35 , 64 ; ANKEBUT 62 ; ŞURA 12 ; HUCURAT 16 ; HADİD 3 ; MÜCADELE 7 ; TEGABUN 11

  11. emin dedi ki:

    allah hepinizden razı olsun lakin bu bayundırın bunları kendi başına üretmesi zor olsa gerek mutlaka sapkın mesepler yanı vahabilik özellikle mütezille mesebinine cok yakındır yani bu adam bilinçli bu zırvaları hortlatmak istiyor olabilirmi ????

  12. Taner Aslan dedi ki:

    Bakın arkadaşlar Ahıska Yayınevinin çıkarttığı Mealin açıklamasında deniliyor ki”parantez içi açıklamalar olmaz ise insan yanlış manalar çıkarır”Gerçekten ilim yoksunu insanlar yanlış mana veriyor ve Efendi Hazretleri Ruhul furkan’ın önsözünde Arapçanın sefahat ve belagat ta yani hitabet de çok üstün olgunu belirtiyor.Bu herif arapçaya tam manasıyla hakim değil ya da ciddi ciddi sapıtmış ya da gavur.Ulan madem ki bilmez diyorsun Kuran defalarca zikredien ‘Subhanellezi’ kelimesi ne olacak.O zaman bu görüşe göre ayetler güme gidiyor hadislere zaten itibar etmiyor bunlar kuran bize yeter görüşleri var.Eeeee ne olacak hiç bi şey doğru olmuyor o zaman..Böyle saçma bir durum olmaz.Ey Abdulaziz Bayındır!İlimim çok kısıtlı de Tevbe et Ehli Sünnet alimlerinden ders al.Subhanallah(Tüm noksan sıfatlardan münezzeh olan ALLAH)

  13. burak cevahiroğlu dedi ki:

    RAHMAN VE RAHİM ALLAH ın İZNİYLE BU TİP ZİHNİYETLER İNŞALLAH HELAK OLUCAK.

  14. ömer furkan dedi ki:

    ALLAHU TEALA ZAMANLARA BAĞLI DEĞİL Kİ;ONUN ÜZERİNDEN ZAMAN OLGUSU GEÇMEZ Kİ ALLAH HAKKINDA GEÇMİŞİ BİLİR DE GELECEĞİ BİLEMEZ DİYELİM. GEÇMİŞ ZAMAN ,ŞİMDİKİ ZAMAN , GELECEK ZAMAN KAVRAMLARI BİZİM HAKKIMIZDA SÖZKONUSU OLUR. AKSİ TAKDİRDE BAYINDIR VE GİBİLERİ ,ŞURA SURESİNİN : (HİÇ BİR ŞEY ALLAH’IN BENZERİ DEĞİLDİR )AYETİ KERİMESİNİ İPTAL VE İNKAR ETMİŞ OLURLAR Kİ KAFİR OLMALARINDAN KORKULUR.ÇÜNKÜ BU AYETİ KERİMEDE ALLAH’IN BİZE DE BENZEMEDİĞİ AÇIKÇA BİLDİRİLMEKTEDİR.ALLAH TA BİZİM BİLMEDİĞİMİZ GİBİ KİMİN KİMLE EVLENECEĞİNİ BİLMEZSE BU AYETİN ANLAMI İPTAL OLMUYOR MU ?? O ZAMAN ALLAH İLE BİLGİ KONUSUNDA AYNI OLMUYOR MUYUZ?? SONUÇ OLARAK BAYINDIR, BU İDDİASI ALLAH’I TENKIS ETMEK Mİ İSTİYOR YOKSA NEFSİNİ Mİ İLAH EDİNİYOR?? BULANMIŞ AKLIYLA GÜYA MİLLETİ ŞİRKTEN KURTARAYIM DERKEN KENDİSİ ŞİRKE DÜŞMESİN SAKIN…

  15. Veysel SAĞLAM dedi ki:

    Ya be cahil adam günde beş vakit ve 40 rekat ve de 1 rekatta 1 rükü ve 2 secde ve de bunlarda
    “Sübhane Rabbiyel Azim” Anlamı:
    Ey büyük Rabb’ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.
    “Sübhane Rabbiye’l-ala” Anlamı:
    Ey Yüce Rabb’ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.
    toplam en az 120 kere namazda
    “Subhanallah” Anlamı:
    Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. ile de tesbihatta 5X33=165 kere TOPLAMDA 285 KERE EN AZ NOKSAN SIFATLARDAN TENZİH EDİYORSUNDA BU NOKSAN SIFATI NASIL ALLAHA YAKIŞTIRIYORSUN BE CAHİL ADAM … İŞTE OKUMAKLA BİRİLERİ TARAFINDAN BİR YERLERE GETİRİLMEKLE BU İŞ OLMUYOR … NAMAZININ NASIL KABUL OLDUĞUNU DÜŞÜN BAKALIM BUNLARI RED EDEREK … YAZIKLAR OLSUN SANA ALLAHIN VE ONUN MELEKLERİNİN VE PEYGAMBERLERİNİN VE DE O EVLİYA KULLARININ LANETİ SENİN ÜZERİNE OLSUN … ÇÜNKÜ MASUM İNSANLARI KANDIRMAYA ÇALIŞIYORSUN … KİTAAP YÜKLÜ MERKEP..

    • SameT dedi ki:

      Çok Doğru Konuşmuşsun Helal Olsun.

    • Anonim dedi ki:

      bayındır ALLAH zamandan münezzehtir ilmi geçmişi zamanı geleceği herşeyi kuşatmıştır bizi daha yaratmadan bile kimin cennete kimin cehenneme gireceğini bilendir be cahil madem biliyordu ozaman niye yarattı diyorsun işte sen bu söylediğin sözden dolayı cehenneme atılırken yarabbi ben ne yaptımda cehenneme giriyorum demiyesin hiç bir bahanen de kalmasın diye yani ALLAH zaten biliyor sende bilesin diye dünya hayatını yarattı gittiğin cehennem çukuruna neden gittiğini bilmek adaletin gereğidir muhakkak ALLAH çok adildir

  16. Abdussamet Emiralp dedi ki:

    Yaşar Nuri Öztürk ağır hasta gidici bu zavallıda onun yerine göz koymuş e bişeyleri inkar edecek ki yerini sağlama alsın. Müminler uyanık olup ehli sünnetten ayrılmasınlar

  17. Serhan Mansuroğlu dedi ki:

    İşte dalalette, iktidarsızlar muktedir görünmeleri ve ehemmiyetsizler şöhret kazanmaları içindir ki, hodfüruş, şöhretperest, riyakâr insanlar ve az bir şeyle iktidarlarını göstermek ve ihafe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. Tâ görünsün ve nazar-ı dikkat ona celbolunsun. Ve iktidar ve kudretle değil, belki terk ve ataletle sebebiyet verdiği tahribat ona isnad edilip, ondan bahsedilsin. Nasılki böyle şöhret divanelerinden birisi, namazgâhı telvis etmiş, tâ herkes ondan bahsetsin. Hattâ ondan lanetle de bahsedilmiş de, şöhretperestlik damarı kendisine bu lanetli şöhreti hoş göstermiş diye darb-ı mesel olmuş.
    Lem’alar ( 86 )

  18. Recep dedi ki:

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

    ALLAH, YEDİ GÖĞÜ VE YERDEN DE ONLARIN BENZERİNİ YARATTI. EMİR, BUNLARIN ARASINDA DURMADAN İNER; SİZİN GERÇEKTEN ALLAH’IN HERŞEYE GÜÇ YETİRDİĞİNİ VE GERÇEKTEN ALLAH’IN İLMİYLE HERŞEYİ KUŞATTIĞINI BİLMENİZ, ÖĞRENMENİZ İÇİN. 65/TALAK–12
    KUR’AN ayetlerinde, ALLAH’ın sıfatlarının bir kısmı şu şekilde haber verilmektedir:

    ALLAH O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. DİRİDİR, KAİMDİR. O’NU UYUKLAMA VE UYKU TUTMAZ. GÖKLERDE VE YERDE NE VARSA HEPSİ O’NUNDUR. İZNİ OLMAKSIZIN O’NUN KATINDA ŞEFAATTE BULUNACAK KİMDİR? O, ÖNLERİNDEKİNİ VE ARKALARINDAKİNİ BİLİR. DİLEDİĞİ KADARININ DIŞINDA, O’NUN İLMİNDEN HİÇBİR ŞEYİ KAVRAYIP-KUŞATAMAZLAR. O’NUN KÜRSÜSÜ, BÜTÜN GÖKLERİ VE YERİ KAPLAYIP-KUŞATMIŞTIR. ONLARIN KORUNMASI O’NA GÜÇ GELMEZ. O, PEK YÜCEDİR, PEK BÜYÜKTÜR.2/BAKARA–255

    ALLAH, YEDİ GÖĞÜ VE YERDEN DE ONLARIN BENZERİNİ YARATTI. EMİR, BUNLARIN ARASINDA DURMADAN İNER; SİZİN GERÇEKTEN ALLAH’IN HERŞEYE GÜÇ YETİRDİĞİNİ VE GERÇEKTEN ALLAH’IN İLMİYLE HERŞEYİ KUŞATTIĞINI BİLMENİZ, ÖĞRENMENİZ İÇİN. 65/TALAK–12

    Ancak insanların çoğu ALLAH’ın bu sıfatlarını bilmez, Rabbimizi gereği gibi tanımazlar. Cahiliye insanlarının, ALLAH inancı, kendi kafalarında ürettikleri bazı hurafelere göredir. Bu nedenle de, ALLAH’ın sonsuz gücünü ve azametini kavrayamazlar. KUR’AN’da, bu kişiler,

    ALLAH’IN KADRİNİ DE (KUDRETİNİ DE) HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER. MUHAKKAK Kİ ALLAH, MUTLAKA KAVİYY’DİR (KUVVETLİ), AZİZ’DİR (YÜCE’DİR). 22/HAC–74

    VE (ONLAR) ALLAH’IN KADRİNİ HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER. KIYAMET GÜNÜ YERYÜZÜNÜN TAMAMI O’NUN AVUCUNDADIR (TASARRUFUNDADIR). VE SEMALAR, O’NUN ELİYLE DÜRÜLMÜŞ OLACAKTIR. O, SÜBHAN’DIR (HERŞEYDEN MÜNEZZEH). VE ONLARIN ŞİRK KOŞTUKLARI ŞEYLERDEN YÜCEDİR. 39/ZÜMER–67
    Ayetiyle tarif edilir.

    ALLAH’ın gücünü hakkıyla takdir etmek, imanın en önemli şartlarındandır. Mümin, içinde yaşadığı cahiliye toplumundaki çarpık ALLAH inancından kopar ve cahiliye toplumunun tüm sapkın inanışlarını reddeder.

    Mümin ALLAH’a KUR’AN’da tarif edilen vasıflarıyla inanır. ALLAH’ın yeryüzünde, göklerde ve kendi nefsinde yarattığı delilleri, ayetleri, iman hakikatlerini inceleyerek, ALLAH’ın sanatını, gücünü iyice görerek, Rabbimizi tanır, O’nun kadrini hakkıyla takdir eder.

    Dünyada ve hatta tüm kainatta her şey bir amaç üzere gerçekleşir. KURAN’da bildirildiğine göre,
    ALLAH, GÖKLERİ GÖRDÜĞÜNÜZ HERHANGİ BİR DİREK OLMADAN YÜKSELTEN, SONRA ARŞ’A KURULAN, GÜNEŞİ VE AYI BUYRUĞU ALTINA ALANDIR. BUNLARIN HEPSİ BELLİ BİR ZAMANA KADAR AKIP GİTMEKTEDİR. O, HER İŞİ DÜZENLER, YÜRÜTÜR, AYETLERİ AYRI AYRI AÇIKLAR Kİ RABBİNİZE KAVUŞACAĞINIZA KESİN OLARAK İNANASINIZ.13/RAD–2
    Bir başka ayette bildirildiğine göre ise, ”

    VE GAYBIN ANAHTARLARI, ONUN YANINDADIR. ONU O’NDAN BAŞKASI BİLMEZ. VE DENİZDE VE KARADA NE VARSA BİLİR.
    O BİLMEKSİZİN, BİR YAPRAK DAHİ DÜŞMEZ.
    YERİN KARANLIKLARI İÇİNDE HİÇBİR YAŞ VE KURU BİR DANE YOKTUR Kİ,
    “KİTAB-I MÜBÎN”DE BULUNMASIN. 6/ENAM–59

    Meydana gelen bütün olayları yaratan, idare eden, bu olayların başlarının ve sonlarının nasıl olacağını tayin eden ALLAH’tır. Kâinattaki bütün yıldızların ve dünyanın her hareketini, yeryüzündeki bütün canlıların her halini, insanın nasıl yaşayacağını, ne konuşacağını, ne ile karşılaşacağını belirleyen ALLAH’tır. ALLAH kitabında ”
    ŞU BİR GERÇEK Kİ, BİZ HERŞEYİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE/BİR KADERLE YARATTIK. 54/KAMER–49

    Bir başka ayette ise şöyle buyrulmaktadır:

    YERYÜZÜNDE VE KENDİ NEFSLERİNİZDE, SİZLERE İSABET EDEN BİR MUSİBET YOKTUR Kİ, ONU YARATMAMIZDAN ÖNCE KİTAPTA YAZILMAMIŞ OLSUN. MUHAKKAK Kİ BU, ALLAH’A KOLAYDIR. 22/HADİD–22

    Bir olayın meydana gelmesi ALLAH’IN YARATMASIYLA OLUR.O OLAY OLURKEN GEÇEN ZAMAN BEŞER İÇİNDİR ALLAH İÇİN ZAMAN’DAN VE MEKAN’DAN MÜNEZZEHTİR.O BÜTÜN OLAYLARI BİLİR.ÇÜNKİ ALLAH’IR.

    Mümin bu sırrın bilincinde olarak yaşamalı, inkârcıların içinde bulundukları “cehalet” boyutuna asla inmemelidir.

    Bütün olayları meydana getiren ALLAH’tır.

    Mümin için tek güvenip dayanılacak dost, ALLAH’tır. Tek vekil O’dur. Müminin üzerine düşen, olaylar karşısında sadece ALLAH’ın istediği tepkileri vermek, sebeplere sarılmak, sonucunu ise ALLAH’tan beklemektir. Ayetlerde, inkârcıların haberdar olmadığı bu büyük sır şöyle ifade edilir:

    KİM ALLAH’TAN KORKUP-SAKINIRSA, ONA BİR ÇIKIŞ YOLU GÖSTERİR VE ONU HESABA KATMADIĞI BİR YÖNDEN RIZIKLANDIRIR. KİM DE ALLAH’A TEVEKKÜL EDERSE, O, ONA YETER. ELBETTE ALLAH, KENDİ EMRİNİ YERİNE GETİRİP-GERÇEKLEŞTİRENDİR.
    ALLAH, HER ŞEY İÇİN BİR ÖLÇÜ KILMIŞTIR.65/TALAK–2,3

    Kimileri ölçüyü kaçırıp ALLAH Dilemeseydi biz kafir müşrik olmazdık derler kimileride Haşa ALLAH Bir olay meydana gelmeden ALLAH Bilmez diyebilmektedirler.
    Başka bir ayette de tevekkülün sırrı yine şöyle açıklanır:

    DE Kİ: “ALLAH’IN BİZİM İÇİN YAZDIKLARI DIŞINDA, BİZE KESİNLİKLE HİÇBİR ŞEY İSABET ETMEZ. O BİZİM MEVLAMIZDIR. VE MÜ’MİNLER YALNIZCA ALLAH’A TEVEKKÜL ETMELİDİRLER.” 9/TEVBE–51
    İnsanlar mü’inler için yazılan yolda giderse mü’minlerin başına o gelir kim kâfirler için yazılan yola girerse onun başınada o gelir. ALLAH YOLU GÖSTERMİŞTİR DİLEYEN DİLEDİĞİ YOLDA GİTME ÖZGÜRLÜĞÜNE SAHİPTİR.

    ALLAH CÜMLE MÜ’MİNLERİ ALLAH’I GEREĞİ GİBİ TAKDİR EDEBİLENLERDEN EYLESİN.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s