Milli Görüş Avrupa’da (IGMG) neler oluyor?

   Avrupa’da yaşayan bir kardeşimiz, elde ettiği bilgi ve bulguları, önemli tesbitlerini bizler ile paylaştı. Yapılanları görünce “Milli Görüş Avrupa nereye gidiyor” veya “yönetim kimlerin eline geçti” diye düşünmeden geçemiyorsunuz.

   Merhum Erbakan Hocamızın davası Milli Görüş’ü biz ehli sünnetten taviz vermeyen, siyonizme dur diyebilen, küfre boyun eğmeyen bir yapı olarak biliyoruz. Avrupa’da da Müslümanların yegane buluşma noktası olarak biliniyor. Ancak kardeşimizin dediği gibi bazı yanlış işler var. İnşaAllah bunları düzeltmelerine vesile oluruz…

TEMEL EĞİTİMDE SAPIK KAYNAKLAR ZİRVEDE

   Çocuklar için hazırlanan ve temel eğitim düzeyindeki kitaplarda Ehli sünnet akaidine taban tabana zıt görüşleri olan ve yine ehli sünnet alimlerce reddiyeler yazılmış sapıkların görüşlerine yer verilen kitaplar, yetişen nesil açısından bizleri tedirgin ediyor. İşte Avupa’da teşkilatın içerisinde bulunan ve yaşayan bir kardeşimizin hazırladığı bilgiler:

   Teşkilatta bu kitap okutuluyor. Okutulan kitapta yukarıda dediğimiz gibi İslam alimleri tarafından sapık görüşlerine reddiyeler yapılan insanlar kaynak olarak alınıyor. Asırlara mal olmuş onca İslam alimi var iken bu kişilerin kaynak alınması gerçekten düşündürücü.

Abdurrahman el-Hümeyyis
   Abdurrahman el-Hümeyyis, vehhabidir, bunu ‘Dört imam’in itikadi’ kitabindan anliyoruz. Bu
kitabinda söyle diyor:
‘’Bir kimsenin Allah’a O’nun isimleri disinda baska bir isimle dua etmesi caiz degildir.’’ (s. 9)
‘’Dua edenin ‘falancanin hakki icin’ veya ‘peygamberler ve nebilerin hakki icin, ya da
‘Kabe’nin hakki icin’ gibi sözlerle Allah’a yalvarmasi mekruhtur.’’ (s. 9)
‘’Bir kimsenin Allah’tan gayrisiyla Allah’a dua etmesi dogru degildir. Duada ‘Senin arsinin
izzetle tutundugu yerlerin hürmetine’veya ‘yarattiklarindan birinin hakki icin’ gibi sözler
kullanilmasini kerih görürüm.’’ (s. 10)
‘’O’nun eli, yüzü ve nefsi vardir. Allah’in kitabinda zikretmis oldugu yüz, el, nefis, O’nun
nasilligi bilinemeyen sifatlarindandir. Elinden maksat kudretidir veya nimetidir denilemez.
Zira bu durumda Allah’in sifatlarini iptal etme söz konusu olur. Bu ise mutezile ve
kaderiyye’nin görüsüdür.’’ (s. 11)
‘’Simdi ise nasil olup da bircoklari Allah’in heryerde oldugunu ya da hicbir yerde hatta
alemin icinde olmadigini söyleyebilmektedirler.’’ (s. 13)
‘’Ehli-sünnetin yolu……..Allah’in gökteki Ars’inin üzerinde oldugu,….. ve dünya gögüne de
diledigi gibi inecegini ikrar yoludur.’’ (s. 38)

Ahmed el-Hakemi
   Ahmed el-Hakemi, vehhabidir. ‘Sorulu-Cevapli Islam Akaidi’ kitabinda, Ehli-sünnet itikadina
bircok muhalif yanlislar bulunmaktadir. Kitabindaki sapkin görüslerini söyle siralayabiliriz:
‘’Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat; Allah’ın keyfiyeti bizim tarafımızdan bilinmeyen, başka yüzlere
benzemeyen, hakîki anlamıyla bir yüzü olduğuna îmân ve ikrar eder. Ehl-i Sünnet ve’l-
Cemaat; Allah’ın yüzü”nü, zât veya rızâ ile yorumlayıp nassları tahrîf etmez.’’ (s. 13)
‘’SORU 38: Îmânın artıp eksildiğinin delili nedir? CEVAP: Yüce Allah’ın şu buyruklarıdır:…’’
(s. 32)
‘’Ayet-i kerime keyfiyyeti bizim tarafımızdan bilinmeyen hakiki “iki el”i olduğunun
delilidir.’’ (s. 54)
‘’Ayet-i kerime Yüce Allah’ın başka yüzlere benzemeyen, keyfiyyeti bizim tarafımızdan
bilinmeyen, hakiki bir “yüz”ü olduğunun delilidir. Ayet-i kerime Yüce Allah’ın başka gözlere
benzemeyen, keyfiyyeti bizim tarafımızdan bilinmeyen, hakiki “iki göz”ü olduğunun
delilidir.’’ (s. 55)
‘’SORU 65: Yüce Allah’ın fevkıyyetinin (üstte, yukarda oluşunun) Kitâb’tan delili nedir?
CEVAP: Bu hususa dâir açık deliller sayılamayacak kadar çoktur. Bunlardan bir kısmı sözünü
ettiğimiz isimler ile o anlamı ihtiva eden lafızlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de yedi ayrı yerde geçen:
“Rahman Arş’a istivâ etti.” (Taha, 20/5)…..’’ (s. 61)
‘’Bu istiva âyetlerinde Yüce Allah açıkça arşın üzerinde olduğunu ifade etmiş
bulunmaktadır. Selef istivayı yukarda olmak ve üstünde bulunmakla açıklamışlardır.’’ (s.
62)
‘’SORU 134: Şefaate îmân etmenin delili nedir? Kimler, kimlere şefaat edecektir? Ne zaman
olacaktır? CEVAP: Yüce Allah, Kitâb-ı Kerîm’inin pekçok yerinde ağır bir takım şartlara bağlı
olarak şefaatin sâbit olduğunu belirtmiştir. Şefaatin yalnızca kendisinin elinde olduğunu,
hiç kimsenin bu konuda herhangi bir pay sahibi olmadığını bize bildirmiştir.’’ (s. 132)

Yusuf el-Kardavi
   Kardavi, (Kimseyi taklid etmiyorum) diyor, yani (Dört mezhepten birine uymam) diyor. Bu,
ben mezhepsizim demenin başka şeklidir. Kimseyi taklit etmediğini söylese de, İbni
Teymiyye’ye İmam ve Şeyhülislam diyerek, küçük kitapçığına, ondan 21, talebesi İbni
Kayyım’dan ise 8 tane nakil almıştır. Ebu Hanife ismi iki defa geçiyorsa da, kaynak olarak
değildir.
   El-Halal-vel-Haram kitabının önsüzünde, (Kendimi herhangi bir mezhebe bağlamayı uygun
bulmadım. Yalnız bir mezhebin esiri olunmaz) diyor, mezhepleri esaret kamplarına
benzetiyor. El-Halal-vel-Haram kitabı, daha önce çok tenkide uğramıştır. O. Hacı Ömeroğlu,
mezhepleri yıkmaya çalışan Kardavi için (İki işçi, koca Süleymaniye’yi yıkar; fakat onu yapmak
için bir Süleyman ve bir de Sinan gerekir) diyor. (Din, kolaylık üzerine kurulmuştur) diyerek
verdiği çağdaş, asrî fetvalardan birkaçı şöyle:
1- (İnce çorap üstüne mesh caizdir) diyor. Hâlbuki dört hak mezhebin hiç birisinde ince
çoraba mesh caiz değildir. Bugüne kadar hicbir Ehli-sünnet alimi böyle bir fetva vermemistir.
Kolaylık olsun diye, her kolayına geleni yapmak caiz olmaz. Mesela kolaylık olsun diye, vakit
girmeden beş vakit namazı bir vakitte kılmak, dini değiştirmek olur.
2- Mukim olanın, bir özürle iki namazı cem etmesine, (Hanbelî’de caiz olduğu için, ben de
caizdir derim) diyor. Hâlbuki Hanbelî’nin bu hükmünü herkese şamil etmek, asla caiz değildir.
Bir zaruret veya ihtiyaç sebebiyle bir mezhebi bir hususta taklit edebilmek için, o mezhebin o
husustaki mümkün olan bütün şartlarına da riayet etmek gerekir. Şartlarına riayet etmeden
bir mezhebin bir hükmünü almak veya mezheplerin kolaylıklarını toplamak, telfik olup bütün
alimlerin icmai ile haramdır. (Hadika)
3- (Fitil kullanmak orucu bozmaz) diyor. Hâlbuki 4 mezhepte de bozar.
4- (Midye, ıstakoz gibi deniz haşaratı ve denizde kendiliğinden ölmüş balık yenir) diyor.
Hâlbuki kendiliğinden ölmüş balık yenmez. Hanefi’de midye, ıstakoz gibi deniz haşaratı da
yenmez. (Dürer)
Balık, hastalık gibi bir sebeple kendiliğinden ölünce leş olur, insanı da zehirleyebilir. Bir sahih
hadis-i şerif meali şöyledir: (Kendiliğinden ölüp, su yüzüne çıkan balık yenmez.) [Darekutni]
5- (Demir ve diğer madenlerden yapılan yüzükler erkeklere caizdir) diyor. Halbuki bu icma ile
haramdir. Mütercim, dipnotuna, haram olduğunu ilave etmiş. Demek ki, mütercim bile,
Kardavi’nin dine aykırı sözleri olduğunu biliyor. Peki harama helal diyenin kitabı, niye
tercüme edilir ki?
6- (Haşhaş, kenevir ve tütün ekmek haramdır, çünkü bunlar kötü yerlerde kullanılıyor) diyor.
Kötü yerde kullanılınca haram mı olur? Afyon, tıpta çok kullanılır. Halbuki alimlere göre ilaç
olarak az miktarda kullanmak caizdir. (Redd-ül-muhtar)
Kötü yerlerde de kullananlar var diye, haşhaş ekmeye haram denmez. Bu yanlış görüş, şarap
yapılıyor diye üzüm yetiştirmeyi yasaklamaya benzer.
7- (Şâfiî mezhebinde olan halka kolaylık sağlamak için, eti yenen deve, sığır gibi hayvanların
necasetlerinin temiz olduğuna fetva verdim. Kadına dokununca abdestleri bozuluyordu.
Kadına dokunmakla abdestin bozulmayacağını söyledim. Buna da Kur’an ve sünnetten delil
getirdim) diyor. Bu ne demek oluyor? Açıkça, bin küsur yıldan beri Şafiîlerin yanlış yolda
olduğunu, Şafiî âlimlerinin Kur’an-ı kerime ve hadis-i şeriflere aykırı fetva verdiklerini
söylemiş olmuyor mu? Mezhepsiz Kardavi, İmam-ı a’zam Ebu Hanife veya İmam-ı Şafiî gibi
büyük bir âlim olsa bile, ancak (Benim görüşüm bu) diyebilir, fakat yine dört hak mezhepten
birinin hükmüne yanlış diyemez. Hele dinin sahibi gibi, (Şâfiîlere şunu helal ettim) diyerek
mezhepleri bozmaya hakkı yoktur. Şafiî’deki birçok hüküm Hanefi’ye aykırıdır, bu ayrılık da
ümmet için rahmettir, sahih bir hadis-i şerifde mealen söyle buyurulmustur (Alimlerin ihtilafi
ümmetim icin rahmettir), Şafiî âlimleri hiçbir zaman, (Hanefilerin ictihadı yanlıştır) demediler.
Sadece kendi mezheplerinin hükümlerini bildirdiler.
8- (İbni Teymiyye’nin, “Bir anda verilen üç talak, bir talaktır. Evlat, fakir ana babasına zekât
verir. Bir kadın, yol eminse tek başına hacca gider” görüşlerini tercih ettim) diyor. Bu
konularin hepsi İcma-ı ümmet ile sabittir, yani Karadavi burada İcma-ı ümmet karşı geliyor.
9- (Hastaya Kur’an okumak, âyetleri muska şeklinde üstte taşımak haramdır) diyor. Hâlbuki
bunlar sünnettir. Bunu Peygamberimiz ve Sahabeler yapmistir. Hatta Kur’anda Allahu Teala
Kur’anin mü’minler icin sifa oldugunu söyluyor.
10- Hak ve bâtıl mezhep ona göre aynı olduğu için, Zeydiyye mezhebinden olan Şevkani’den
de nakiller yapıyor, Zahiriyye mezhebinden İbni Hazm’ın, enfiye çekmenin, kulağa, burna ve
makattan ilaç vermenin orucu bozmayacağı görüşünü savunuyor. Mezhepsiz Reşit Rıza’ya
müceddid diyor, onu övüyor.

Hayrettin Karaman
   Hayrettin Karaman’in Ehli-Sünnet disi bircok sapik görüsleri vardir. Bunlardan bazilarini
kitabindan nakiller ile siralayacagiz:
   Hayrettin Karaman ‘’Polemik degil Diyalog’’ kitabinda sapkin görüslerini su sekilde yaziyor:
  ‘’Bütün insanlarin müslüman olmalari dinin Kuran’in hedefi degildir’’ (s. 41)
   ‘’Müslümanlarin cogu ‘Peygamberin bütün din saliklerini Islam’a cagirdigina’ inanirlar.’’ (s.
35)
   ‘’Peygamberimiz Yahudiler mutlaka müslüman olsun demiyor. Hristiyanlar mutlaka
müslüman olsun demiyor.’’ (s. 35)
   ‘’Diyalogun hedefi tek bir dine varmak, dinleri tek’e indirgemek olmamali.’’ (s. 36)
   ‘’Kuran-i Kerim’de ehl-i kitabla ilgili devamli vurgulanan sey Allah’a iman, Ahirete iman ve
ameli Salih’dir. Kur’an bircok ayette bunu söyluyor; yani Peygambere iman edin demiyor.’’
(s. 37)
   Ve Hayrettin Karaman kendi resmi websitesinde (www.hayrettinkaraman.net) kendisine
Mehdi Aleyhisselam hakkinda sorulan sorunun cevabinda söyle diyor: ‘’Mehdi inancı kesin
bir inanç unsuru/ögesi değildir.’’ Böylelikle Mehdi Aleyhisselamin gelecegine inanmanin farz
olmadigini öne sürüyor.
    Yine ayni websitesinde kendisine yöneltilen soruya yanlis fetva veriyor. Soru erkegin kadinla
tokalasmasi hakkinda. Hayrettin Karaman bu soru üzerine kadinin veya erkegin karsi cinsle
tokalasmasinin caiz oldugunu söylüyor ve bunun haram olmadigini söylüyor.

Mevdudi
   Mevdudi’nin ‘’Hilafet ve Saltanat’’ isimli mezhebsizlik zehiriyle dolu kitabına bir göz atalım:
1- İslâm’ı Anlamak kitabından imanın şartlarını beşe indiriyor, “Kadere iman” akidesini ve
şartını zikr etmiyor.
2- Tefhimü’l-Kur’ân’da şefaat meselesinde Vehhabîleri ve Selefîleri geçen bir aşırılığa
sapmıştır.
3- Gayri müslimler, müminlere verilmiş bütün medeni haklardan aynı şekilde istifade eder.
(s.58)
[Yanlıştır, bir gayri müslim, mümin kadınla evlenemez, seçme ve seçilme hakkına sahip
olamaz.]
4- Benim nazarımda bütün insanlar eşittir. Bizden olsun veya olmasın. (s.68)
[İnsanlar, insan olarak eşitse de, bir müslümanla bir kâfir asla eşit değildir. Müslüman namaz
kılması için zorlanır, fakat kâfir zorlanamaz. (Ancak müminler kardeştir) âyet-i kerimesine
istinaden bütün vatandaşların eşit olduğu hükmünü çıkarıyor. s.69-70 ]
5- Sahabeden Hz. Sa’ad bin Ubade’ye, farklı ictihadı için kabilecilik taassubu diyor. (s.112)
6- Dördünün değil de, ilk iki halifenin icraatı numune kabul edilir diyor. (s.114)
[Hadis-i şerifte ise, (Benden sonra ihtilaflar çıkınca, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine
uyun! Onlara azı dişlerinizle ısırır gibi sımsıkı sarılın!) buyuruluyor. (Tirmizi, İbni Mace)]
7- Hulefa-i raşidinin aydınlattığı meşaleyi [Hz.] Osman söndürdü diyor. (s.117)
8- İbni Teymiye’den bile nakiller yapıyor. (s.135)
9- [Hz.] Osman’ın siyaseti hatalı idi diyor. (s.141)
10- İslam’ın emrettiği seçim şeklinin modern olmadığını veya modern seçimin İslam’ın
koyduğu seçim sisteminden üstün olduğunu, dolayısıyla Hz. Ali’ye haksızlık yapıldığını
belirtmek için, “Bugünkü modern usullerle bir seçim yapılmış olsaydı Hz. Ali kazanacaktı”
diyor. (s.151)
11- “Talha, Zübeyir ve diğer kan davası peşinde koşanlar” diyor da, şer’i kısas isteyenler
demiyor. Aşere-i mübeşşereden bu iki zatı “kan davası peşinde koşanlar” diye suçluyor.
(s.164)
12- Hz. Ali’nin karşı taraftakilerin şehitlerine hürmet gösterdiğini ve mallarını ganimet
saymadığını yazdığı halde hainliğinden karşı tarafa hücum etmekten kendini alamıyor. (s.167)
13- Resulullahın kayınbiraderi, vahiy katibi Hz. Muaviye’ye uzattığı kirli diline bakın:
Muaviye, Osman’ın kanını istemek hususunda gayri kanuni yolda yürüyordu. (s.169)
Muaviye, Osman’ın katillerinden değil, o zamanın halifesinden kan istiyordu. (s.171)
14- Hz. Osman’ın katilinin Hz. Ali’nin olduğunu söylemesi için, sahabeden 5 tane yalancı şahit
bulundu diye iftira ediyor. (s.173-174)
15- Hakem olayında haklıyı haksızı tespitin, hakemlerin yetkisinde olmadığını, hakemlerin
yaptığı işin tamamen yolsuz ve yersiz olduğunu söyleyerek, bu işe rıza gösteren Hz. Ali ile
bütün Eshab-ı kiramı yolsuz ve yersiz iş yapmakla suçluyor. (s.182-183-187)
16- Hz. Ali’nin, Hz. Osman’ın katline iştirak eden iki sahabiyi vali yaptı diyerek, “İşte Hz.
Ali’nin tek hatalı meselesi budur” diyerek Hz. Ali’yi suçluyor da, ictihadı böyle idi diyemiyor.
(s.187-197)
17- Hz. Ebu Bekir’in Hz. Ömer’i yerine hilafete seçtiği gibi, Hz. Muaviye’nin de oğlunu hilafete
seçmesini yanlış, hatalı ve usulsüz bir fikir olarak söyledikten sonra Eshab-ı kiramın bu işi
aynen kabul etmesini hazmedemediği için Resulullahın arkadaşlarına yükleniyor. (s.197)
18- Hz. Muaviye hakkında ağzına geleni söylüyor, bir defacık olsun Hz. kelimesini bile uygun
bulmadığı halde yaptığı hareketlerin tasvibi için bakın nasıl bir dil kullanıyor: Muaviye iyilikleri
şöyle dursun sahabi olması hasebiyle hürmete şayan bir zattır. Onun hakkında her kim ileri
geri konuşur, ona taan etmeye kalkarsa, o haddini bilmeyen bir kimsedir. (s.204)
19- Hz. Muaviye için, “Politik gayeler uğruna şeriat hükümlerini tahrif etti” diyor. (s.235)
20- Şöyle bir iftira ediyor: “Bu hadise esnasında bin kadar kadın kendi kocalarından başka
kimselerden gebe kaldı.” (s.247)
[Mevdudi, Eshab-ı kiram ve onların çocukları olan Tabiine bu ırz düşmanlığını nasıl layık görür
ki?]
21- Şirkten başka günahların affedilebileceği, Mürcienin (sapik bir mezheb) itikadı olduğunu
söylüyor. (s.302)
Halbuki Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, şirki asla affetmez ve şirkten başka olan bütün günahları dilerse affeder.) [Nisa
48]
22- İmam-ı a’zamın istisnasız bütün sahabileri hayırla, iyilikle yâdettiğini yazmasına rağmen,
kendisi hain olduğu için Hazret-i Muaviye’ye, Hazret kelimesini bile çok görüyor. (s.326)
23- İslam âlimleri cumhuriyet esasları korunması şartıyla birlik için çalıştılar diyor. (s.360)
24- Sahabiler için, “Bilerek hata yapmaz” diyor ve ictihadi hataları olabilir demiyor. (s.436)
25- Es-sahabetü küllühüm adül, mefhumunun istisnasız bütün sahabiler hakkında varit
olduğunu söylediği halde, yine de çokları adil iş yapmadı, şeriatı tahrif etti diyor. (s.437)
26- Bir hata işlemekle bir kimsenin derecesinin yüksekliğine noksanlık gelemiyeceğini
belirterek “Eshab-ı kirama dil uzatıyorum ama onlara noksanlık gelmez” demek istiyor.
(s.441)
27- “Benim düşüncem şöyle” diyerek kendini, Resulullahın arkadaşlarını, akrabasını hâşâ
hesaba çeken savcı olarak görüyor. (s.443)
28- (Eshabım hakkında konuşulurken dilinizi tutunuz) hadis-i şerifine rağmen Sahabe-i kirama
kusur yüklemeye, hata bulmaya çalışıyor. (s.444)
29- Sapıkların şahitliği kabul edilmediği halde iftiralarına ibni Sebecilerden delil getiriyor.
İntak-ı hak kabilinden mehaz gösterdiği İbni Ebi Hadid’in ehl-i sünnet olmadığını kendi de
itiraf ediyor. (s.445)
30- İbni Kuteybeyi mehaz olarak gösteriyor. İbni Kuteybe’nin ehl-i sünnet olmadığı bir tarafa,
Hz. Ali’yi sevmemek anlamına gelen nasibilikle itham edildiğini belirtiyor. (s.446, 447)
[Sanki Hz. Ali düşmanı olunca sözü senet mi olur?]
31- İbni Teymiye’yi imam diye övüyor. (s.452) [Burada imam, mezhep sahibi büyük âlim
demektir.]
32- İbni Arabi’nin, İbni Teymiye’nin ve Şah Abdülaziz’in Şiileri reddiye hakkında yazdıkları
kitapların mehaz olamıyacağını beyan ediyor. (s.463-464)
33- Kendi fikirlerini yazdıktan sonra, “Kendi icthad-i fikrimi ortaya koysaydım” diyor. (s.463)
34- [Hz.] Osman’ın niyeti değil, düşüncesi yanlıştı diyor. (s.465)
35- Hz. Osman’ın firasetinin noksan olduğunu ispat için, “Herhangi cahil bir insan bile vukuu
muhtemel zararları tahmin edebilir, iyi veya kötü bunlara karşı gerekli tedbirleri almayı ihmal
etmezdi” diyor. Hz. Osman’ın bir cahil kadar bile tedbirli olmadığını söylüyor. (s.467)
36- Hz. Osman’ın Hz. Muaviye’yi uzun seneler valilikte bıraktığı için siyaset ve tedbirinin
hatalı olduğunu, bir valiyi ancak 5-6 sene istihdam edip değiştirmenin münasip olacağını
söylüyor. (s.472)
37- Hz. Osman’ın akrabalarına karşı olan tutumunu zaaf olarak vasıflandırıyor. (s.476)
[Mevdudi’yi savunan müslüman kardeşlerimiz, Hz.Osman’ı savunsalardı kendileri için daha
hayırlı olurdu. Bize ne kadar kızarlarsa kızsınlar, biz Hz.Osman’ı savunuyor ve onun tarafını
tutuyoruz.]
38- [Hz.] Osman, bazı valileri değiştireceğine söz verdiği halde yine yerlerinde bıraktı diyerek,
onu yalancılıkla suçluyor. (s.483)
39- Eshab-ı kiramın en büyüklerinden Amr İbni As hazretleri için, “Bu zatın yaptığı iş, düpedüz
haksızlıktı” diyor. (s.498)
40- Mekke’nin fethinde [Hz.] Osman’ın iltiması ile bir zatın suçundan vazgeçildi diyor. (s.506)
[İltimas, bir haksızlığı meşru kılmak için yapılır. Hz. Osman iltimas yaptı demekle hem Hz.
Osman suçlanıyor, hem de bu iltiması kabul eden Resulullah efendimiz suçlanmış oluyor.]
Üstad Ahmet Davudoğlu hoca, Din tahripçileri kitabında, Mevdudi’yi tenkit ederek özetle
diyor ki:
Felsefe ile meşgul olan Mevdudi, kolay tarafından din âlimi olmaya heves etmiş, dinde
reformcu bir cemaat meydana getirmiştir. Mısır’ın reformcu yazarları onu göklere çıkarırken,
Pakistan uleması da yerin dibine batırmıştır. (s.168)
Mevdudi, ulemasıyla, muhaddisiyle, fukahasıyla bütün İslam âlimlerine cahil demiştir. (s.173)
“Peygamber SAV, peygamberlik farzında kusur ettiği için ALLAH ona istiğfar emretmiştir”
diyor. (s.173)
“Bütün peygamberler günah işlerler” diyor. (s.174)
“Peygamberimiz Kur’anın eşitlik esası ile ameli terk etti” diyor. (s.176)
Mevdudi, Resail Mesail isimli eserinde (s.57 de) “Resulullah Deccalin kendi zamanında
çıkacağını sanıyordu, ama bu zannı üzerinden 1350 sene geçmesine rağmen, peygamberin
zannı doğru çıkmamıştır” diyor. (s.179)
Yazılarında bunlara benzer saçmalar çoktur. (s.178)
Son söz olarak Mevdudi’nin kim olduğuna bakalım:
(Hindistan’daki dinde reformculardan, İngiliz casusu Ebülula el Mevdudi İskoç masonu idi.)
[Faideli Bilgiler s.303] –

Seyyid Kutub
   İşte S.Kutub’un yanılgılarının ve ehl-i sünnet inancına uymayan görüşlerinden bazılarının
vesikaları :
1- Seyyid Kutub, bütün kitaplarını müctehid edası içinde yazar.Yani kendisini müctehid yerine
koyar..Bir İmamı Azam (RA) gibi sanır..Tefsirinde geçmiş ehl-i sünnet müfessirinden pek
kaynak göstermez..”   Kur’anı kendi reyi ile tefsir edenin yeri cehennem ateşi olsun”[4] hadis-i
şerifini çok iyi düşünmek durumundayız.
2- Bütün kitapları ayet ve hadisten derlemedir.Ayetler herhangi muteber bir tefsire
dayanmaz.Hadislerin yorumu, şahsı tarafından yapılır.Nasih, mensuh, sebeb-i nüzul ilimleri
bilinmeden tefsir işine soyunmak büyük bir musibettir.
3- İcma ve Kıyas tanımaz. Sahabe için bile durum böyledir.Mesela, ‘’eğer bugün bazı kimseler
zekatı kendi elleriyle verebiliyorlarsa, bu İslamın farz kıldığı bir şekil ve nizam değildir ” deme
cür’eti kendisine aittir.[5] Ne var bunda diyenler meseleleri kavramamış insanlardır.Bu sözün
ucu Hazreti Osman (RA) efendimize ve O’nun mübarek ictihadına ve bu ictihad sonucu
oluşmuş, icma-i ümmet, yani Hazreti Osman radiyallahü anh efendimiz zamanında yaşayan
tüm sahabelerin ittifakını reddemeye-Allah bizleri bu sapıklığa düşmekten korusun amingötürür.
Zira Hazreti Osman (RA) efendimiz ictihadıyla altın ve gümüş zekatlarının verilmesini
sahiplerine bıraktı. Bu noktada Seyyid Kutub, hiçbir mezhep imamının demediğini demiş
oldu..Zaten mezhepsizler, mezhepler üstüdür.
Müslüman ümmet, yüzyıllardır, altın, gümüş, para gibi görünmez değerlerini; Hz.Osman –
radiyallahü anh- efendimiz ve sahabe-i kiramın icmaına uyarak zekat olarak veriyorlar. Kutub,
yukarıdaki cümlesiyle hem müslümanları ve hem de sahabeyi, Hz.Osman efendimizi, bu
İslam’ın farz kıldığı bir şekil ve nizam değildir diyerek farzı yerine getirmemekle; İslam dinini
bilmemekle itham etmiş oluyor. Bu ne büyük enaniyet, nefse ve akla güveniştir.. Adam
gözümüzün içine baka baka İslam büyüklerine yaldızlı edebiyatı ile hakaret ediyor. Buna
rağmen bazı aymazlar da Kutub büyük alimdir diyebiliyorlar. (devam edecek)
[1] Ahmed Davudoğlu, Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri
[2] N.Fazıl Kısakürek, Doğru Yolun Sapık Kolları
[3] Ehl-i Sünnet İtikadı, sh: 10 Bedir yayınevi.
[4] Tirmizi
[5] Seyyid Kutub, Cihan Sulhü ve İslam, sh.150-158
4- Yine aynı kitapta “Devletçilik, İslam’ın bu tarafı gereği gibi açıklanmamıştır” ( sh: 13 ) Dört
raşid halife de dahil, gelmiş geçmiş bütün mezhep imamlarını, ulemayı, alimleri
küçümsemek,yok saymaktır bu. Onlar bu mes’eleyi gereği gibi anlatamamışlar da kendisi
anlatmış (!) Bütün alimlerimize iftira atıyor. Onları yani dört halife, Emevi, Abbasi ve Osmanlı
halifeleri, ulemayı bu konuyu atlamakla, yeterince bilmemekle itham ediyor. Demek ki,
Seyyid Kutub, bu dünyaya gelesiye ve sapık kitaplarını yazasıya, kendini mezhepler üstü
allame göresiye kadar, İslam ümmeti İslam’ın devlet mes’elesinden habersizdi !
5- “İslamiyyet diğer dinlerden nefret manasını taşıyan dini taassubu asla kabul
etmez”miş.(Cihan sulhü, sh: 22) İslam’dan başka dinlere mensup olanları sevmemek taassup
olarak gösterilmiştir. Şimdi ben mesela Yahudiyi sevmezsem, Müslüman düşmanı Bush’dan
nefret edersem bu taassupmuş.Ne yani -haşa- sevecek miyiz? “Ey iman edenler ! Mü’minleri
bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin”[1] misali ayetler varken, Filistin kan ağlarken, Irak’da,
Afganistan’da, Doğu Türkistan’da Çeçenistan’da…müslümanlar acımasızca katledilirken, Bush
haçlı savaşı başlamıştır diyerek kan emerken kadınların namusu kirletilirken, biz hümanist
olacağız, Allah için nefret etmekten uzaklaşacağız, Allah’a ibadeti engelleyen tağutlara
taassupta (!) bulunmayacağız öyle mi ?
6- “Tüm insanlar, tanışıp anlaşsınlar, birbirlerini sevsinler diye yaratılmıştır, boğuşup
birbirlerini yesinler diye değil “(aynı kitap) Tüm insanlar birbirini sevemez.”Mü’minler ancak
kardeştir..(Hucurat:10) ‘’Mü’minlerin dostu (velisi) “ancak ALLAH (onun) Resûlü ve rükû
eden, namazı kılıp, zekâtı veren mü’minlerdir.” (Maide :55 ) bir çırpıda aklıma gelen ayet
mealleri nerede, Kutub’un “tüm insanları kardeş” yapma sapıklığı nerede.. Hadis-i şerifte
sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz : “İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, müslümanları
sevmek, kâfirleri sevmemektir.”[2].: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun kendi
babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Resulüne muhalefet edip,
düşman olanlara dostluk ettiğini, sevgi beslediğini göremezsin…” buyurulmuştur.[3]
7- “Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar arasında bir yakınlık bağı vardır, hepsi bir ailedendir”
(C.Sulhü kitabından )cümlesi de ona ait. Kur’anda Hazreti Lut ve Hazreti Nuh (AS) kıssalarında
“Yarabbi oğlum.. diyecek oluyor, iman etmeyen oğlu için Mevlamız :”O senden değil ”
buyuruyor.Peygamberimiz aleyhisselatü vesselamın getirdiği din, baba ile oğlu karşı, karşıya
getirmedi mi?Akrabalar birbirine kılıç çekmedi mi ?
8-“Devlet yalnız vergi yoluyla değil, şahsi mülkiyetten ihtiyacın gerektirdiği miktarda
karşılıksız, iade etmemek üzere alır..” (C.Sulhü ) Kısa cevabı, bu da komünist sistemlerde
vardır.İslam nizamında zekat dışında devlet zorla bir şey alamaz. [4]
9- İslam’a “nazariye” diyor. Lügatlerde nazariyenin manası, doğruluğu ispatlanmamış ilmi
görüşler diye tarif ediliyor. Hani şu Darwin nazariyesi cümlesi gibi. Bu nazariye kelimesi
beşeri, ideolojik şeyler için kullanılır.İslam’ın görüşü diyor, görüş biz kullara ait, doğruluğu
tartışılabilen şeylerdir. Korkunç cürüm! Yoldaşı mason Efgani’de İstanbul’da yaptığı bir
konferansta -haşa- “Peygamberlik sanatlardan bir san’attır” demiş ve ortalık birbirine
girmişti.! Yani bu sanatı öğrenenler peygamberlik yapabilirler,diyebilmiştir.Kelime ve
kavramlar bu kadar önemlidir.Onlar maksatlarını böyle sinsice kelime oyunları içinde
döktürürler.
10- Fizilail Kur’anda, maide suresini güya tefsir ederken : Dört mezhebin ictihadlarını bildirip,
“biz bu hususta imam Malik’in fikrini tercihe şayan görüyoruz” diyerek mezhepsiz ve
mezhepler üstü olduğunu ispat etmiştir. Sen kimsin de mezheplerden birini tercih ederek,
mezhepleri karma yapıp,aklına yatana göre tefsir yapıyorsun.Sen mezhep seçicisi misin
?Maliki mezhebini tercih ederken, diğerleri yanılmışlardır, demeye getiriyor. Yoksa
mezhepleri telfik ederek, mezhepler üstü bir konumla, diğer mezhep imamını tahkir edici
tarz çok çirkindir.Bir kimse kendi mezhebinin içtihadını tercihe şayan görmez, hep doğru bilir
ve amel eder.Başka mezhebin ictihadını tercihe şayan gören, İmam-ı Rabbani efendimizin
buyurduğu gibi, mülhid, yani mezhepsiz olur.
11- Zümer suresi 3. ayetini anlatırken, evliyayı, veliyi, mürşid-i kamilleri reddediyor. Bu da
vehhabiliğine işaret. Mürşid, Allah dostu veli insana puttur diyebiliyor.
12- Bakara suresine başlarken;”Her surenin kendine has bir musiki tesiri vardır..” diyebiliyor.
Kur’anı musiki ve teganni ile bağdaştırmak mı müfessirlik ?
13- “Tefsir ve tevhid alimlerinin bilmesi gerekir ki..” bu cümlesiyle de gelmiş geçmiş cümle
tefsir alimlerini ve imamları, alimleri küçümseyerek, onlara akıl hocalığı tarzında, ukalaca
bilgiçlik taslıyor. Sanki onlar bilememişler gibi..
14- Yine tefsirlerinde “bana göre” ifadesi, fıkıhtan haberi olanlarca oldukça anlamlı. Sen
kimsin, müfessir mi, müctehid mi, muhaddis mi ? hiçbiri..Herkes “bana göre” demeye başladı
mı, ortada ne mezhep, nede din kalır..Oysa icazetli ehl-i sünnetin meşhur müfessirleri bile,
son tahlilde ‘’en doğrusunu Allah bilir’’ demiş, büyüklenme yoluna gitmemişlerdir.
Tabiünden Şabi (rh.a.)’e bir kimse gelip bir sual sorar.O bu konuda Abdullah İbn-i Mes’ud
(RA)’dan bir rivayeti nakleder.Sual soran kimse: “Sen bu konudaki şahsi kanaatini söyle”
deyince, Hz.Şa’bi (rh.a.): Şu adama bakın, ben ona Abdullah İbn-i Mes’ud şöyle dedi
diyorum.O bana şahsi kanaatimi soruyor. Ben dinimi bundan tenzih ederim. Vallahi müzikle
meşgul olmayı, sana şahsi kanaatimle fetva vermeye tercih ederim, diye haykırmıştır.[5]
Hz.Ebubekir -radiyallahü anh- efendimize bir ayetin manası sorulduğunda : “ Ben Allah’ın
kitabından bir şey hakkında Allah-u Tebareke ve Teala’nın murad ettiğinden başka bir şey
söylersem, beni hangi gök gölgelendirir ve hangi yer taşır. Nereye gidebilirim ve nasıl
yaparım? ”[6] buyurarak bu çok ince ve hassas meselenin- hem de peygamberlerden sonra
insanların en üstünü olmasına rağmen- önemini, tasasını bizlere hissettirmeye çalışmıştır.
Allahresulünün nazarına ilişmiş, sohbetiyle yetişmiş sırdaşı Kur’an’ı tefsir hususunda böyle bir
endişe taşıyacak, hiçbir icazeti olmayan, mezhepsiz S.Kutub kendi başına ahkam kesecek, işte
ayrılış noktası..! 15- “Zekat bir vergidir, ancak devlet tahsil eder” Zekat bir vergi değil mali bir
ibadettir ve verileceği yerler belirtilmiştir. Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet İslam
İlmihalinin Zekat başlığında muteber kaynaklar eşliğinde tespitlerinden özet :”Şurası
muhakkaktır ki, “zekat” ile “vergi” arasında teşri kaynağı, gaye, miktar ve harcanacağı yerler
noktasında müthiş farklar vardır. Zekat Allah Teala’nın koyduğu bir ibadettir.. Bu şer’i
hududlara hiç kimsenin tecavüz etmesi veya onu değiştirmesi mümkün değildir.Hanefi
fukahası, Dar’ül İslam’da zalim bir yönetimin koyduğu haksız vergilerin ödenip-ödenmeyeceği
hususunda ihtilaf etmişlerdir… Adil ve zalim bir İslam ululemirinin yönetiminin bulunmadığı
beldelerde; müminler küfür ahkamına muhatap oldukları için “ESİR” hükmündedirler. Küfür
ahkamı memurlarına, zekat ve öşürlerini kat’iyyetle veremezler. Verseler de sahih olmaz.”
Zekat toplama hakkının İslam devletinin başı ululemre ait olduğunu bilmek başka şey, hem
zahiri ve hem de batıni mal olarak tabir edilen, ortada olan; para, altın gibi gizlenilebilen
mallar –ki bu gizlenilebilen kısmı Hz.Osman efendimizin ictihadı ile ancak devlet tahsil eder’e
dahil olmaz, verilmesi, müslüman ferde bırakılmıştır. Seyyid Kutub, Allahresulünün -sallahü
aleyhi vesellemin- damadı, müslümanların üçüncü halifesi ve Peygamberin “raşid
halifelerime uyunuz “ buyurduğu Hz.Osman-ı Zinnureyn’den -radiyallahü anh-ve Müllefei
Kulüb’e artık zekatın verilemiyeceğine ictihadla fetva veren Hz.Ömer -radiyallahü anhefendilerimizden
ve onların bu ictihadlarını ittifakla-icma kabul eden sahabe-i kiram
hazeratından daha mı iyi İslam’ı biliyordu, bilgiliydi ve akıllıydı ? Bu soruya “evet” diyecek bir
ahmak çıkmaz demeyin, nice nasipsizleri şahsen tanıdım ! (devam edecek)
[1] Nisa : 144, Al-i İmran :118-119-120-149; Nisa : 144, Mümtehine : 1-2; Maide : 55-56-57;
Tevbe; 123 gibi sayısız ayet-i kerime mealinin tefsirleri okunmalıdır.
[2] Kimya-i Saadette, İmam-ı Gazali ( Rh.a.)
[3] İbn Kesir, Mücadele suresi: 22
[4] İslami nizamın dökümanı hükmündeki Mecelle madde 95 bunu böyle açıklar.
[5] Sünen-i Darimi, sh: 47
[6] Kenzül Ummal, II/327; No : 4149

Ibn Teymiyye
İbn Battuta, İbn Hacer el-Heytemi, Takiyyuddin es-Sübki, Tacüddin es-Sübki, Kemaleddin
İbnü’z-Zemlekâni, Şihabuddin İbn Cehbel ve Ebu Hayyan gibi muasırı olan alimler tarafından
görüşleri tenkit edilen İbn Teymiyye, hakkında yazılan reddiyelerin de etkisiyle, zamanla ilk
yıllardaki itibarını kaybeder. Osmanlı’nın son dönemlerinde Hicaz’da ortaya çıkan
Muhammed b. Abdulvahhab’ın başlattığı hareket, İbn Teymiyye’nin fikirlerinin yeniden
canlanmasına zemin hazırlar. İbn Abdulvahhab’a nisbetle Vehhabilik olarak tanınan ve
zamanla siyasi bir boyut kazanan hareket Suudi Arabistan Krallığı’nın kurulmasında da etkili
olur.
Kendisini selefiyye olarak tanımlayan “vehhabilik” hareketi zamanla Suudi Arabistan başta
olmak üzere İslam coğrafyasının önemli bir bölümünde nüfuz elde eder.
İbni Teymiyye’nin Mü’min suresinin 36-37. ayetlerinde geçen (Fir’avn’a ait bir sözü) delil
olarak öne sürerek ALLAHü teâlâ için cihet isnad ettiği anlaşılıyor. İbni Teymiyye’nin çağdaşı
olan Ahmed b. Yahya el-Küllabi diyor ki:
“Keşke bilseydim, İbni Teymiyye Fir’avn’un bu sözünden ALLAHü tealanın göklerin ve Arşın
üzerinde olduğunu nasıl anlamıştır? Fir’avn (Musa’nın ALLAH’ı göklerdedir) dememiştir.
Haydi Fir’avn’un dediğinden böyle anlaşıldığını farzedelim. Peki İbni Teymiyye, nasıl
Fir’avn’un zannıyla istidlal eder? …Demek ki İbni Teymiyye’nin, bu ayetten anladığı mana ve
ALLAH’a cihet olduğuna dair itimad eylediği delil, Fir’avn’un görüşüne göredir. Akidesinde
itimad ettiği delil Fir’avn’un zannettiği şey olup o Fir’avn inancının kurucusudur.” (Beraatül-
Eşariyyin, s.120-121.)

   Hafız İbni Hacer el-Askalânî, Ed-duraru’l-kâmine isimli kitabında, İbni Teymiyye’nin sahabenin
büyükleriyle ilgili sözleri hakkında alimlerin bazı tenkidlerini nakletmektedir:
“İbni Teymiyye Ömer ibnu’l-Hattab’a üç talak meselesinde ve Hazret-i Ali’ye de on yedi
meselede Kur’anın nassına muhalefet etti diye isnadda bulunmuştur. Hazret-i Ebu Bekir ne
dediğini bilen yaşlı birisi olarak müslümanlığı kabul etti, ama Hazret-i Ali çocukken İslamiyeti
kabul edip bir kavle göre çocuğun İslamiyeti sahih değildir, demesi ve yine Hazret-i Ali
hakkında, kendisi Ebu Cehil’in kızını istemiş ve ölünceye kadar onu severek unutmamıştır,
demesi üzerine alimler ona münafıklığı isnad etmişlerdir. İbni Teymiyye Hazret-i Osman
hakkında (Osman malı severdi) demiş ve (Peygamberden -aleyhisselam- istigasede
bulunmazdı) dediği için ona zındıklık isnad etmişlerdir.”
(Bera’atü’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin, s.410.)
“Zamanındaki kırk Sünni ulema İbn-i Teymiyye’yi bir fetvada kafir ilan ettiler. Bunların
arasında Muhammed bin İbrahim Şafii, Muhammed bin Ebu Bekir Maliki, Muhammed bin
Ebu Bekir Cerir Ensari Hanefi ve Abdullah bin Ömer Mukaddis Hanbeli vardı.”
(Ed-Durra el Kamina, Ibn Hacer, Bölüm 1 sayfa 147 ,Dakkan)
Takiyyuddin el-Husni ed-Dimeşki (vefat tarihi: h. 829), -ki bazı alimler bu zatın mutlak
müçtehit derecesine kadar yükseldiğini belirtmiştir- başından sonuna kadar ibni teymiyeye
reddiyede bulunduğu “Def’u şubehi men temerrade ve nesebe zalike ilesseyyidi’l-celili’limam
Ahmed” (Mektebu’l Ezheriyye lit-turâs baskısı) isimli kitabının 45. sayfasında şöyle
demiştir: “… böylece onun (ibni teymiyenin) küfrü, üzerine icma edilmiş olmuştur.”
Ibn Battuta’nın seyahat ettiği ülkelerdeki gözlem ve hatıralarını anlattığı “Tuhfetu’n-nuzzar fî
ğaraibi’l-emsar” adlı eseri, İbn Teymiyye ve Onun tecsim akidesi ile alakalı ilginç bilgiler
vermektedir:
‘’Dımaşk şehrinde çeşitli konularda konuşan fakat aklından zoru olduğu anlaşılan Hanbeli
fakihlerinin ileri gelenlerinden Takıyyuddin İbn Teymiyye adında biri vardı. Halka vaaz verir,
insanlarda Ona karşı ileri derecede saygı gösterirlerdi.İbn Teymiyye, yaptığı bir konuşmadan
dolayı fakihlerin tepkisini çekmişti. el-Meliku’n-Nasır’ın huzuruna çıkarılıp, kadılar tarafından
sorgulandı ve hapse atıldı. Yıllarca hapiste kaldı. Bu müddet içerisinde 40 ciltten oluşan ve
adını “el-Bahru’l-muhit” koyduğu bir tefsir kaleme aldı. Annesinin ricası üzerine sultan Onu
serbest bıraktı. İbn Teymiyye, Dımaşk de bulunduğum sırada –önceden- tutuklanmasına
sebep olan ifadeleri tekrar etti: Cuma günü cemaat olarak hazır bulunduğum camide,
insanlara vaaz ve nasihatta bulunurken minberin merdiveninden bir basamak aşağıya inerek
“muhakkak ki Allah Teala benim buradan indiğim gibi dünya semasına inmektedir.” şeklinde
bir cümle sarfetti. Maliki fakihi İbn Zehra söylediklerine karşı çıktı. Cemaatte ayağa kalkıp
sarığı başından düşünceye kadar ona dayak attı. Neticede bir daha tutuklandı ve hapsedildiği
kalede ölünceye kadar tutuklu kaldı. (Muhammed b. Abdillah b. Muhammed İbn Battuta,
Tuhfetu’n-Nuzzar fî Ğaraibi’l-Emsar (Rıhlet-u İbn Battuta), Beyrut, 2004, s. 88.)
Ibn Teymiyye’nin açıkça Allah Tealaya cisim isnat ettiğini söyleyen Zahid Kevseri bu noktada
şunları söylemektedir: “Ebu Hayyan, ‘O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp
kuşatmıştır.’Ayetini tefsir ederken muasırı olan İbn Teymiyye’nin “Kitabu’l-Arş” adlı -kendi el
yazısıyla kaleme aldığı- eserinde şu ifadeleri okuduğunu nakletmektedir: ‘Allah Teala kürsüde
oturmaktadır. Yanı başında boşalttığı yerde ise Onunla birlikte Hz. Peygamber oturmaktadır.”
( Muhammed Zahid el-Kevseri, es-Seyfu’s-Sakîl fî’r-Rreddi alâ İbn-i Zefîl, (el-Akidet-u ve ilm’lkelam
min a’mali’l-imam Muhammed Zahid el-Kevseri içerisinde), (d. not: 1), Beyrut, 2004)
Ebu Hayyan “el-Bahru’l-Muhît”in muhtasarı olan “en-Nehru’l-mâd” adlı tefsirinde de Ibn
Teymiyye’nin tecsimle alakalı görüşlerini tenkit etmektedir. Kitabı tahkik eden Bûran ed-
Dannavî ve Hidyan ed-Dannâvî İbn Teymiyye’ye isnat edilen tecsimle alakalı bölümü
tefsirden çıkartmışlardır. ( Abdulhamid, a.g.e., (d. not: 1), s. 125.)
İmam es-Sübki (v. 756) “es-Seyfu’s-sakîl fî’r-reddi alâ İbn-i zefîl” adlı eserinde, Ebû Hayyan’ın
belli bir dönem kendisinden övgüyle bahsettiği İbn Teymiyye’yi “Kitabu’l-Arş” adlı eserini
okuduktan sonra ölünceye kadar lanetlediğini yazmaktadır. (Takıyyuddin es-Sübki, a.g.e., s.
477-478.)
Şafii ulemasından Şihabuddin İbn Cehbel de İbn Teymiyye’nin tecsimle alakalı görüşlerini
reddeden bir risale kaleme almıştır. Ibn Cehbel eserinin sonunda “İbn Teymiyye’nin sapıklık
ve inadının derecelerini açıklamak için tahrif ve fesadından kaynaklanan açıklamalarını
bekliyoruz.”demesine rağmen Ibn Teymiyye Onun bu meydan okumasına cevap
ver(e)memiştir. (Tacüddin Abdulvahhab b. Ali es-Subki, Tabakatu’ş-Şafiiyyeti’l-Kübra, t.y., IX,
35-91.,Tacüddin es-Sübki, a.g.e., IX, 91)
Hanefî fıkıh alimlerinden, İmam Ebû C’afer et-Tahâvî’nin (vefatı m.933) rahimehullah yazdığı
ve mezhebin üç büyük imamının itikadî çizgisini yansıtan “Akîde”de şöyle denmektedir:
“Allahü teâlâ, varlığı için birtakım sınır ve son noktalar bulunmasından, erkân, aza ve
edevattan yüce ve beridir. Mahlukatı ihata eden altı yön O’nu ihata edemez.”
Molla Aliyyülkârî rahimehullah diyor ki:
“Allahü Teâlâ’nın cisim olduğunu, mekânı bulunduğunu, Allahü Teâlâ üzerine zaman geçtiğini
söyleyen kimse de kâfirdir. Böyle bir kimse için iman hakikati sabit olmamıştır…. Allah bir
mekânda değildir. Yukarıda değildir, aşağıda değildir, başka cihetlerde değildir. Allahü Teâlâ
üzerinden zaman geçmez. Allah bir şeyin içine girmiş değildir, bir şeyin mahalli de değildir.”
(Fıkh-ı Ekber Şerhi)
Ehl-i sünnet alimlerinin bu açık beyanlarına rağmen, İbni Teymiyye’nin kitaplarını okuyanlar
arasında “Allahü teâlâyı yaratıklara benzetmek” temayülünün va başka sapık görüşlerin
yayıldığını görüyoruz. Ebu Hamid bin Merzuk rahimehullah İbni Teymiyye’nin bozuk sözlerini
geniş olarak ele almış ve reddetmiştir. Bera’atü’l-Eş’ariyyin isimli eserinden ufak bir kısmı
burada vermekde fayda görüyorum:
[İbni Teymiyye] Yine mezkur kitabın [Minhacu’s-Sünne’nin] c. 2, s. 29’da (min muvafati
sarihi’l makul li sahih el-menkul) bahsinde der ki:
“Allahü teâlâya bir had (ölçü) olup, ondan başkası miktarını bilmiyor. Haddinin sonu tasavvur
edilmesi hiçbir kimseye caiz değildir. Ama haddi olduğuna ina¬nacak ve hakkındaki bilgiyi
Allahü teâlâya havale edecektir. Allah’ın mekanı için de had vardır. Allah Arş’ının üzerinde,
göklerin üstündedir. İşte bu iki durum, O’nun iki haddidir (sınırıdır).”
“Allah için had vardır, mekanı için de bir had vardır?” dediği bu iki sözünde, Rab¬bi için cisim
isnad ettiğinde, acaba akıllı kimse tereddüt eder mi? Allahü teâlâ ve tekaddes onun dediği bu
yalanından uzaktır. Yine akıllı kimse, İbn Teymiyye’nin, “Onun bir haddi olup kendisinden
başka kimse bilmez”, kavlinden taa “Onun mekanı için de bir had vardır” kavline kadar dediği
bu tabirinin arasında hata ve çelişki olduğunda tereddüt eder mi? Bu söz, “Allah’ın cismi
vardır, ondan başka hiç kimse cismini bilmiyor” tabirinin benzeridir. Allah’a had isbatlamak,
O’na mekan olduğunu söylemek, ancak şeytandan gelebilecek bir kuruntudan başka bir şey
değildir.

Milli-Görüs Genel Merkezin hazirladigi Islam Akaidi ve Fikhi Kitabi

Bu kitap 18-25 yas arasi gencler icin hazirlanmistir ve bu kitap Akaid ve Fikih gibi cok önemli
ve ciddi konular hakkinda yazilmasina ragmen gereken hassasiyet gösterilememis ve
dolayisiyla kitap icerisinde itikadimiza mühalif düsen bircok mühim hatalar yapilmistir.

‘’Yüce Allah’in Mirac gecesinde oldugu gibi, Peygamberimiz Aleyhisselam’a, perde
arkasindan hitapta bulunmasi.’’ Burada perde arkasindan konusmaktan murad, Hz. Musa
(Aleyhisselam) ‘in mazhar oldugu gibi, Allahu Teala’nin Kelamini isittigi halde Allahu Teala’nin
Zatini görmemesidir. Fakat burada bu önemli aciklama yapilmamistir. Avrupada Vehhabiligin
yaygin oldugu bu devirde itikadi ilimlere vakif olmayan genclere bu tür meseleler hakkinda
aciklama yapmadan genclere sunmak son derece tehlikelidir ve vehhabilerin ekmegine yag
sürmektir. Bundan dolayi ‘’perde arkasindan’’ diye kullanilan ifade Allahu Teala’nin ‘’perde
arkasinda’’ oldugunu, dolayisiyla O’nun bir mekan icerisinde bulunabilecegi manasini tasir.
Bu kesinlikle yanlistir ve Allahu Teala’ya mekan izafet etmektir.

Sayfa 118: Burada Peygamber efendimizin ‘’dini ilim ve dini olmayan ilim’’ diye ayirim
yapmadigi yazmaktadir. Halbuki bu ikisi arasinda ayirim yapmayi birak, bu ikisi birbirleriyle
kiyas bile edilemez.
Sayfa 118: Burada Ibn Sina ve Farabi övülmüs ve birer Islam Alimi olarak gösterilmis. Halbuki
bunlar felsefe ugruna Islamin bircok temel hükümlerine mühalafet etmislerdir. Maddenin
ezeliyetini savunmak gibi bircok dinden cikaran görüsleri benimsemislerdir.

UYARILAR…

   Çalışmayı hazırlayan kardeşimiz daha bir çok konuyu ele almış ancak biz bu kadarı ile yetineceğiz… Kardeşimiz uyarısını şöyle bitiriyor: 

Bilinmelidir ki bu kitap avrupa’da yasayan ilimden ve amelden yoksun genclere
hazırlanmıstır. Bundan dolayı itikad bozukluklarına mahal vermeden daha titiz
bir calısma yapılması gerekirdi. Ve bu gencler öyle bir devirde yasıyor ki
Vehhabiler, reformistler ve Ehli-Sünnet dısı akımlar cok aktif bir sekilde faaliyet
gösteriyor. Onun icin normalde gösterilmesi gereken titizligin daha fazlası
gösterilmesi gerekirdi, aksi takdirde birisi bu ifadelerden birini yanlıs anlayıp,
itikadı bozulabilir.

MUSTAFA İSLAMOĞLU UMRE REHEBERİ(!)

   Daha önce de konferansa davet edip tepkiler artınca iptal edilen, başta kaderi inkar gibi ehli sünnete 180 derece zıt görüşleri bulunan, babası tarafından bile sapık ilan edilen bir insan da kaynaklar arasında:

DİNLER ARASI DİYALOG’DA NEYİN NESİ OLUYOR?

   Milli Görüş’ün bu konuda sağlam olduğu kanatindeyiz. Masaya oturup dini konuları, İslami esasları pazarlık konusu yapmazlar. Ancak yine de bu toplantıların “dinler arası diyalog” adı ile yapılması, bayramlarının kutlanması gibi dinimizce hoş karşılanmayan durumlar var…

HIRİSTİYANLARIN MANEVİYATINA MI KALDIK?

BİZ UYARIYORUZ!

   Biz her zaman olduğu gibi uyarıyoruz. Ey Müslüman kardeşlerimiz uyanık olun. Özellikle Avrupa’daki kardeşlerimiz bunları ikaz etsinler, tepki versinler, engellemeye çalışsınlar. İslam’da ehli sünnet kaynaklar tükendi mi ki çocuklarımızın temel eğitimi son devrin sapıklarına kalsın! Çıkarın bu batıl zihniyetli kişileri kitaplarınızdan. Ve “dinler arası diyalog” gibi oyunlara alet olmayın. Avrupa’da yaşayan Müslümanların tek umudu siz kalmıştınız siz bari bozulmayın. Ehli sünnet düşmanları son sürat faaliyet yaparken siz de onların ekmeğine yağ sürmeyin.

http://www.ihvanlar.net

About ismailaga

Rahmetin Sanal Alemdeki tecellisi
Bu yazı REDDİYELER içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Milli Görüş Avrupa’da (IGMG) neler oluyor? için 41 cevap

  1. AlpArslan dedi ki:

    ALLAH RAZI OLSUN !

    • Ftm dedi ki:

      YA RABBİ ne günlere kaldık. VALLAHİ yazıyı baştan sona okumadım okuyamadım kalp kırizi geçirebilirim. kardeşler ne yapabiliriz müslümanları uyarmak adına??
      ŞU BAŞLIKLARIN MİDE BULANDIRIYOR BBCden aldım bunları YENİ İSLAMmış!desenize biz MUHAMMED NEBİ’NİN tebliğ ettiği İSLAMı beğenmiyoruz,desenize biz gavur olmak istiyoruz ama ismimiz MUSLİM kalsın! aldığınız maaş şımarttı sizi.kendi kendinize verdiğiniz ÜNVANLAR gururunuzu kabarttı,Kibirden Muhammed MUSTAFAnın getirdiklerine hakir bakmaya başladınız.ALLAH ISLAH ETSİN,ISLAH OLACAGINIZ YOKSA DA OYUNUNUZUN İÇİNDE BATIRSIN SİZİ,yahudi yalakaları sizi!
      :”Turkey in radical revision of Islamic texts”’New Islam’ “they are trying to fashion a new Islam.”
      There’s also violence against women within families, including sexual harassment… This does not exist in Islam… we have to explain that to them
      Hulya Koc, a “vaize”
      As part of its aggressive programme of renewal, Turkey has given theological training to 450 women, and appointed them as senior imams called “vaizes”.

      • Anonim dedi ki:

        evet diyanet sagolsun: bayanlara kolaylik hürriyet özgürlük vs vs…bu kadar hadis neden ayiklanip secildi?
        Camiler bos, artik kadin cemaat dolduracak, kadin vaizeler yetisecek..bunlari bizzat duydum. Yaziklar olsun, coluk cocuk zehirleniyor, birde Türkiye iyiye gidiyor deniyor..

      • sydney milli gorus dedi ki:

        Bu kanser avustralia sydney milli gorus teskilatinada bulasmistir.duyurulur

  2. Anonim dedi ki:

    Selamun Aleykum. Ihvan Yusuf El-Kardavi´nin bu görüslerini bilmiyordum,lakin Efendi Hz.lerimizi Sempozyum esnasinda canli olarak baglanip övmüstü yanlis hatirlamiyorsam. Bu o Kardavi degilmi?
    Ayrica Nusretullah Cayir hocamiz bildigimiz gibi Avrupada,Efendi Hz.lerimizin vekili,kendisi Milli görüsün camilerinde sohbet veriyor. Ben sahsen Milli görüsün bu yanlislarindan habersizdim,kendim Almanyada yasiyorum. Nusretullah Hocamiz bunlardan haberdarmi acaba? bilginiz varmi?

    • Anonim dedi ki:

      selamun aleyküm bana biriniz yardim eder mi bana nusretullah cayir hocanin numarasini yazarmisiniz insallah tarikat dersi alacagim nasip olursa yardiminizi bekliyorum

    • Ahmed dedi ki:

      Nusretullah hocamiza Hollanda’da sohbet yasagi konuldu……

      • Anonim dedi ki:

        yasakmi konuldu? neden? bilgisi olan varmi?
        Hocamin numarasi: 0049 163 4455355. Bende ders alacagim insaALLAH lakin okulun bitmesini bekliyorum. Kaldigim yerin temsilci hocanin Numarasini verdi arkadaslar bana.

  3. sema şahin dedi ki:

    Rabbim uyanmak nasip eylesin çok yanlış. Resmen bu davanın geleceği olan nesilleri zehirliyorlar. yazıkk

  4. Hassan Basri dedi ki:

    Selamun Aleykum, eger yanilmiyorsum Efendi Hzlerimiz bahsetti kisigi yusuf el kandehlevi. Yusuf el kardavi kesin degildir.

    Ayrica gözlerimi inanamiyorum merhum erbakan hocamiz bunlara kesin taviz vermezdi ama hocamizdan sonra bu isi taa neriye kadar götürmüsler. Duydugum kadariyla nusretullah hocamizi da hollandada milli görüs camilerde sohbet etirmiyorlar.

    Yazik degil mi genclerimize bir gencimizin bunlarin müfredatin tavsiye ettigi kitablari okusa ve o sapik görüslerine inansa bunun vebalini kim ödeyebilir? Bide benim anlamadigim bukadar buyuk ehli sunnet alimlerimiz var, bunu birakip da bu sapiklarin müfredatini koyman benim aklim almiyor.

    Allahu Teala islah etsin.

  5. mfaö dedi ki:

    Degerli Kardesim Mahmud ef. Hz. haber edin Nusrettullah hocamiza talimat versin de bu ise el atilsin heyet kurulsun milligörüsü büyüklerimiz uyarsin allah rizasi icin ihmal etmeyin ayrca bunu ortaya cikaran kardesime rabbim ahirette efendimize komsuluk nasip etsin

  6. Mustafa MT dedi ki:

    Vallahi kimse gücenmesin ama Erbakan Hocadan sonra şimdiki Saadet teşkilatından bi cacık olmaz. Adamlar Nurettin Yıldız’a dahi Milli Gazetede yer vermişler yazıklar olsun. AKP’den beter ettiler ortamı.

  7. Anonim dedi ki:

    Subhallah, cok sasirdim. Ben Almanyada kaliyorum, ve milli gorus teskilatina aidat ödüyorum ve cocuklarim igmg camiisinde okuyor. Heyhay ki cocuklarimizi kimlere teslim etmisiz. Igmg ehli-sunnettir diye güvendik, bu nasil istir. Eger bunlar da böyleyse biz nereye gideriz…. Allahim sen bize yardim et ya rabbim!!

  8. Faruk dedi ki:

    Aylar önce yazmisdim. Almanyada neredeyse ehli sünnet diye birsey kalmadi malesef. Hocalarimiz camide sadece ashabi falan anlatiyor. Yillardir camiye gidiyorum, daha hic itikad dersine rastlamadim.

    Selefiler ari gibi calisiyor, yeni müslüman olanlar hep selefi oluyor. Sia bile ehli sünnetden daha caliskan. Selefiler ve Siiler birbirleriye kapisarak birbirlerinden güc aliyor. Sünniler uyyor. Zaten Sünni kavramini burda Selefiler benimsedi. Asil sünnilerin adi Sufi oldu. Sufi dedinmide burda ilk akla gelen calgi calmak, dans etmek, cincilik. Almanya berbat halde.

    Insaallah siz bari yardimci olursunuz.

  9. ehli hak dedi ki:

    Nusretullah Hocamız Tel.
    0049 163 4455355

  10. Egeli dedi ki:

    Vayki vay halimize.Ben almanyada yasiyorum ve diyanet camiine aidat ödeyen bir vatandasim.Camide yasananlari gördükce icim yaniyor.Hizli ve acele namaz kilmaktan tutunda ta Isa (a.s)in nuzülünün inkarina kadar.Burdaki müslümanlar öylesine cahilki illada diplomasi olana inaniyorlar.Cok yazik.

    Allah yardimcimiz olsun, ehli sünneti korusun Insaallah.

  11. Ahmet Faruk dedi ki:

    Bu durumu aylar önce bu sitede açıklamıştım ama bazıları bana tepki göstermişti. Şimdi tekrar açıklıyorum: Bu yazıda mezhepsiz olarak gösterilen o kişiler sadece bu gün değil on yıllardır yani Erbakan hocamız zamanında da MGV lerde okutuluyordu, sevdiriliyordu. Erbakan hocamız çok değerli bir mücahit ve siyaset adamıdır ama bazıları kızacak ama Mahmut efendi kadar veya cübbeli hocamız kadar dini konularda alim değildi. Baziları sirf saadet partizanlığı adına Erbakan hocamızın her sözünde hikmet aradılar.

  12. Mühendis dedi ki:

    S.a.
    Malesef bir kac yıllardan beri, IGMG saadece para peşinde olduğu icin (hacc,kurban,holdingler…) maneviyatı unuttu ehli sünnet dışı görüşler hakim oldu. Ilim gitti, cahillik geldi, her alimi, batıl’da olsa, benimsendi.
    Nusretullah hoca efendi olay’lardan haberdar, her zaman merkezi uyayıryor. Malesef hakkı söyleyenler dokuz köyden koğulurmuş. Milli Görüş benim görüşüm olduğu icin, meydan boş bırakılmaz.
    Türkiye MG, avrupa MG rahıtsız.
    Allah cc. Ehli sünnet’ten zerre kadar ayırmasın
    Vesselam

  13. Mühendis dedi ki:

    Sa.
    Imam-ı Azam’la beraber, Zemahşeri övülüyor. Zemahşeri sapık mutezille alimi degilmiydi?
    Vesselam

    • mücahid dedi ki:

      zemahşeri daha önce mutezileydi ama eserleri ehli sünnet camiasında özellikle keşşaf adlı eseri muteber ve delil olarak gösterilmiştir.daha sonra hayatına giren ve hanımı olan yaşlı ehli sünnet bir kadın tarafından akl’İ bir imtihan sonrası ehli sünnet itikatını benimseyip iman etmiş ve doğru yolu bulmuştur.

  14. Ceyrani dedi ki:

    Yusuf el Kardavi icin ayri bir Reddiye yaparsaniz sevinirim. Mahmud efendi (ks)nin müctehid ilan edildigi sempozyumda yaptigi konusmadan sonra ben el kardaviyi dinledim ve ona itibar etmeye basladim. Bu sapik görüslerinden haberim yokdu. Eger reddiyeyi manset yaparsaniz daha cok kisiye ulasir ve cemaat olarak vebalden kurtulmus olursunuz. Sizi düzeltmek bana düsmez ama onu orda konusturupburda reddiye yapmanizi anliyamadim. Aciklama yaparsaniz sevinirim.

    • Ahmed dedi ki:

      Güzel kardesim, sen mustafa islamoglunun sapik oldugnu nezaman ögrendim? Adam 20 yil önce kitap yazmis kaderi inkar ediyor, biz daha birkac yil önce ögrendik. Cübbeli hocamiz, ve o sempozyumdaki bütün alimler kardavinin ne mal oldugunu illa da bilecek diye birsey yok.
      Birde biliyorlar ise de, önemli degil, cünkü sonucta kardavi ne kadar sapik olsada dünya alimler konseyinin baskani. Onun bile efendi hazretlerimiz hakkinda ”o seriat ile tasavvufu birlestiren Allah dostu demesi” güzel birsey degil mi? Yani kardavinin müceddidlik sempozyumunda konusmasi, onu ehli-sünnet yapmaz.

  15. Hamza Salman dedi ki:

    Aldigim malesaef saglam kaynaklardan habere göre IGMG Avrupa milli görüs malesef AKP lilerin eline gecmistir.. hani su meshur sözü söyliyen gibi malesef aralarinda coook gizli AKP liler var… e AKP=diyalog ne bekliyebilrisinizki… adam Milli görüs caaminden parali müezzinlik yapiyor ama AKp li… soran yönetim dayanamiyor uzaklastiriyor.. malesef Avrupa milli görüs bu durumda..

  16. taner aslan dedi ki:

    Milli görüşte zaten bunlar oluyor.Hatta milli görüşün evlerinde kalan öğrencilerin kimlikleri sayesinde burs çıkartıp milli görüşteki insanlar kendileri alıyor.(Kaynak:Milli görüşün evinde kalan arkadaşım).

    • Muhammed K dedi ki:

      Selmün Aleyküm, Milli Görüş’ün evlerinde diğer cemaatler gibi kimlik kontrolu yok senettir vs yapılmıyor bu 1 ! 2 Evlerde kalan arkadaşlar kendileri burs alıyor onun içinde kimlikleri istenmiyor bile. 3 Kaynak olan arkadaşımız kaldığı kuruluşun genel merkezine iletsin doğru ise tabi !!!

  17. Hamza Salman dedi ki:

    dün bu haberi paylasip birde yorum yaptim.. Milli görüs teskilatlarinda görevli ehli tarik bir kardesimizin bana yazmis oldugu cevabi da burda yazmak istedim.. tek tarafli olmasin diye..

    “Selamun aleykum xxxx hocam, IGMG’nin içinde bulunan bir idareci olarak teşkilatın üst düzey idarecilerinin istisnasız hepsinin Ehl-i Sünnet akidesi konusunda çok hassas olduklarını biliyorum. Kaynak kitap listesinde geçen kitaplardaki fikirler E. Sünnet akidesine ters ise bunlar gösterilmeli. Bendeniz 20 yılı aşkın bir zamandır bilfiil görev yapıyorum ve Seyyid Kutup, Mevdudi gibi isimlerin her zaman kitap listelerinde geçtiğini biliyorum, yani bu yeni bir olgu değil, kaldı ki tavsiye edilen kitaplar Siyaset ve toplumla alakalı. Ayrıyeten ismi geçen zevatın aykırı görüşleri IGMG içerisinde bulunan kimse tarafından kabul gördüğünü ben bugüne kadar işitmedim. Genel Başkan’ın son konuşmalarında da Ehl-i Sünnet vurgusu var ve bu konuda taviz verilmiyor. Maahaza Ehl-i Sünnet itikadını merkeze alan birçok çalışma başlatıldı, bunlardan biri ve en önemlisi Ebubekir Sifil Hoca’nın bizzat hazırlamış olduğu bir eğitim müfredatı kendi sunumuyla muhtelif bölgelerde işleniyor. Saygılar”

    Hamza Salman xxx baskanim insaALLAH öyledir temennimiz bü yöndedir ,, yanliz bu sapik görüslü Hocalarin kitaplarini yayinlamalari malesef cok SIKINTI ve endise veriyor Ehli sünnet hassasiyeti olan kisilere .. bu yönde daha titiz davranilamazmi? yani bunlari kitaplari nedne tavsiye edilirki? bana Nusretullah hocamiz söyledi IGMG de tepedekilerin bazilari belki cogu AKP li diye .. insaALLAH öyle degildir.. neden israrla mevdudi seyyid kutup vs onuda anlamis degilim.. m.islamoglu zaten belli o eskiden beri okutulmuyorduki bunun kitapalri nasil oluyorda sia görüslü birini tavsiye ediliyor?hatta Diyalogcu hayrettin karaman bile var.. bu tavsiye eddilen kitaplarda belki sia ve ya diyalog propagandasi yapilmiya bilir.. ama halka tavsiye edilen bu kitaplarin yazarlari halk tarafindan iyi olarak algilanir.. ve diger kitaplarinind aokunmasina vesile olunur.. bu düsünülmüyormu? yani onca ehli sünnet alimi dururken Müslümanlar kala kala bunlara mi kaldi=?ve bir öz elestiride yapamiz gerekirse yillarca Milligörüs teskilatlarinda olsun sair derneklerinde vakiflarind aolsun seyyid kutup okutuldu,… ve tarikatlere mesafeli hatta düsman bircok Milli görüscü cikti bu vesileile seyyid kutubu okuyupta tarikatlari elestimeyeni oek rastlamadim henüz.. halbuki Erbakan hoca Tarikat ehliydi.. ama bu yönde egitim alanlarla az farkli bir görüs ortaya koydunmu ve senind etarikat ehli oldugunu anladilarmi ilk önce seyhlkere ve tarikata saldiriyorlar bunu hergün müsahade ediyoruz..

    xxx Baskan “Hocam, ahir zamanda yaşıyoruz,
    İnsanlar, kendimi bunun dışında tutmuyorum, dünyevileşme gibi bir hastalığa yakalandı. Bu yangından kaç kişi kurtulabilirse artık.”

    Hamza salmanadam secerken keske bu kriterle yer verilse her önüne geleni baskan ve görevli secmeseler.. gerci dedigin gibi Dünya sevgisi oldunmu kalbe girdinmi en alimi en tasavvufcusu da ne oldugunu görüoruz malesef .. bizdeki Tarikat mürtedlerini örnek verecek olursak.. rabbim bizleri Ihlastan ayirmasin..

    xxx baskan Âmin, ilim, amel, ihlâs…Bundan ötesi abesle iştigaldir…

    Genelleme yapilmasin diye paylastim bunu.. yani Tarikatlere Adam alinirken istihareyle alindigi halde bir cok kisi yolundan sapitiyor.. hatta seyhine ihanet ediyor.. seyhine muhalefet ediyor.. Milli görüs teskilatlari ise hem islami hem siyasi bir kurulus burda kontrol takdir edersinizki daha zor… tarikatlerde bile dünya sevgisi makam hirsi ön plana cikabiliryosa takdir edersenizki burda haydi hayid cikmasi dahah olagan..

    • Hasan dedi ki:

      Güzel kardesim, kirilan canaklar bir degil iki degil, daha neyin savunmasini yapiyorsunuz ben anlamis degilim. Peki Kemal ergunun noel tebrigine nasil bir bahane uyduracaksiniz…. cok merak ediyorum.
      Mevdudi, ibn teymiyye, yusuf kardavi, seyyid kutub, hayreddin karaman gibi adamlarin kitaplarini tavsiye etmek hangi akla hizmet etmektir, velev ki tavsiye edilen bu kitaplarda yanlis olmasin. Önemli olan ehli-sünnet itikadini ögretmektir, bu kitaplarda böyle birsey de yok…! Bizim bu kadar ehli-sünnet hocalarimiz dururken ne gerek var böyle bir rezalete, diyalogcularin, vehhabilerin, siilerin ekmegine yag sürmeye ne gerek var, artik gözünüzü acin, ve bu sakat isleri nasil durdururuz ve gencleri nasil muhafaza ederiz bu adamlardan onun caresini bulun. Burada kimsenin hatirinin bir degeri yok, en üst kimlik Ehli-Sünnet kimligidir…!!!

      • Hamza Salman dedi ki:

        Kardes senin bana yönelttigin sorulari ben o arkadasa yöneltmisim .. kim neyi savunuyor? biz yapilanlari savunmuyoruz .. yazida hatta yanlis yapildigini söylüyoruz..

      • E. Bayram dedi ki:

        Sizin bize bunları gösterip uyarmanız lazım ve bu hataları düzeltmede yardımcı olmanız lazım! Yoksa tek kalemde koca teşkilatı silmek kolay tabi. Bekara boşamak kolaymış. Yarın ihvanlardan biri kitap çıkarsa ve yüksek mercilerden bir hocamız bunu kabul etse ve bu kitapta itikat yönünde şüpheli şeyler yazsa biz tüm İsmail ağa cemaatini mi sileceğiz yoksa sadece onu yazanı mı?

      • Hamza Salman dedi ki:

        bu hatalar yillardir var yeni birsey degil.. uiyarmakmi? uyarmadigimizi nerdne biliyorsunuz? ama kim takiyorki? IGMG de kiler kimseyi begenmiyor umursamiyor .. merkezi bile dinlemiyorlar kendi baslarina bir teskila tolmuslar..

  18. Ahmet Faruk dedi ki:

    Bazi yorumlarda bazı komik cümleler buldum. Genel olarak şunu diyorlar. “Onlar milli görüş içindeki gizlenmiş AKP’liler” hakikatten çok komik bir ifade. O Saadet partizanlarına tekrar tekrar sesleniyorum: Kitaplarını ve görüşlerini mezhepsiz, sapık bulduğunuz bu yazarlar var ya, onlar 20-30 yıldır bildiğim, gördüğüm kadarıyla Milli Gençlik Vakfında okutuluyor, kitapları dağıtılıyor ve sevdiriliyordu. Ve bu durum Erbakan hocamızın sağlığında oluyordu. Ve oy uğruna veya hassasiyet olmadığı için bu duruma göz yumuluyordu. Tekrar söylüyorum Erbakan hocamız büyük siyasetçi ve samimi bir mücahiddir ama büyük islam Alimi değildir.

    • Hamza Salman dedi ki:

      bazi komik buldugun yorumlari biz kafamizdan uydurmuyoruz..Efendi.hz lerinin avrupa vekili Nusretullah hoca söylüyor.. biz naklettik.. komik insan!!! Milli görüs= Din görüsü demektir.. Islam da hata yoktur Müslümanlar hatalidir.. ayni sekilde Milli görüsün kendisinde hata degil bizde asagida belirrtttigimiz üzere Teskilatlarda , ve dernekelrde ve o dernekelri yönetenlerde vardir.. önce Milli görüsün ne demek oldugunu bi ögren… biz Bazilari Diyalogculuk yapiyor diye sapik mezheplerin pesine gidiyor diye nasilki Islami terk edemez isek Milli görüs de bazi sapik görüslülerin eline gecse bile tewk edemeyiz… bugün AKP =diyalog dedigimiz zaman zorunuza gidiyorsa bu sayfada yapilan onca haberleri okudunuz ilk okullar aorta okullara konulan dindersi müfredatlari Diyanetin tavirlari vs e acilan klisler hepsi bunlarin eseri.. bunlari yapanlar ise dün Milli görüscü diye geciniyorlardi.. ve sonradan gömlek cikardiklarini söylediler.. demekki Milli görüscü olupta sapitan da olabiliyormus dün numan kurtulmus en cok korktugum icimizdeki sinsi AKP liler deyip AKp saflarina gecmesi de bunlarin nekadar icimizd eolduklairni gösteriyor.. bugün Ehli sünnet tarikatlerinde bile Seyhlerine muhalefet edip sapitanlar olmuyormu? Sapitanlar hala o tarikata mensup olduklarini iddia edip kendilerince Hizmet ettiklerini söylemiyorlarmi? örnegin masum bayraktar.. peki simdi suclu Efendi.hz lerimi? senin derdin Erbakan hocayla Erbakan hoca Ehli sünnet ve tarikat ehli biri .. onun yolundan giden onu örnek almali almiyorsa suc Erbakaninmi yoksa pesine giddigini iddia edenlerinmi?

  19. Hamza Salman dedi ki:

    biz hakkin ortaya cikmasindan yanayiz.. kim yanlis yapiyorsa karisindayiz…

  20. YÜKSEL DİKGÖZ dedi ki:

    Türkiye’de ki Milli Görşçüler kesİnlikle dinlerarası diyaloğa karşıdırlar.Nasıl oluyor da İGMG bu diyaloğa hizmet ediyor hala anLamış değilim.Bu konuyu Milli Görüş teşkilatlarına haberdar edeceğim inşaallah.Böyle aynı teşkliat çatısı altında fikir ayrılığına düşürülmesi müslümanların ne hale geldiği veya getirildğinin alametidir.

  21. E. Bayram dedi ki:

    EsselamuAleykum Kardeşlerim,

    Bu yazıyı koyandan Allah razı olsun. Ben de İGMG’de cihad yapan birisiyim.
    Bazı yorumlara çok üzüldüm. Burada Miili Görüş’ün bir hatası varsa bunu kabuk ederiz, ama hemen ‘bunlar sapık,diyalogçu ya da ehli sünnete aykırıdır’ demeyiz. Elhamdulillah Avrupa’da ehli sünnetin en güçlü kalelerinden biridir Milli Görüş. Tabi biz de bazı uygulamalardan memnun değiliz ve bunu dile getiriyoruz ama günahsız insan olmadığına göre ve teşkilatı da insanlar yönettiğine göre hatalar yapılacaktır. Önemli olan mutedil tepki vermek ve kardeşliği zedeleyecek, bölecek eylem ve söylemlerde bulunmamaktadır.
    Bu ihvanlar için de geçerlidir. Mesela sizin cemaatin çok sevilen hocalarından birisi hadis usulüne göre çok uydurma hadis kullandığı halde biz ‘ bunlar uydurma hadis kullanır, bu adama ve bunlara güven olmaz’ demeyiz, lakin biz de o hocamızı uyarırız ve doğruyu söyleriz. Onu ya da cemaati( ya da tarikatı)tek kalemde silmek olmaz! Ya da başka misal verelim: sizin hocalarınızdan birisinin sohbetinde kadın erkek arasına perde çekilmezse biz ‘bunlar haremlik selamlığa önem vermiyor’ demeyiz. Sanırım konu anlaşıldı( maalesef bu bizde görülüyor bazen).

    Yalnız itikat meselesinde kimsenin gözünün yaşına da bakmayız. Ehli sünnete aykırı olanları eğitimcilikten men ederiz. Yukarıdaki misalde o isimler ve kitaplar o listeye nasıl girmiş bilmiyorum ama buna ben de çok üzüldüm.
    Arkadaşlar gereken yerlere bu konuyu bildirmiş. İnşaAllah düzeltilir.

    Şunu belirtelim: Milli Görüş bir cihad hareketidir ve bu yönüyle tarikat üstü çalışır. Bizde ehli sünnet yolunda olan çok tarikattan eğitici, yönetici ve üye vardır.

    Son olarak şunu da beyan edelim: ehli sünnet dışı insanları da itidalli bir şekilde düzeltelim. Yani ehli sünnete ters fikirlerini delille çürütelim ama sapıktır demeyelim. Sonuçta yanlış da olsa o insanlar yaptıklarını samimiyetle ve doğru olduğunu sanarak yapmışlar ve onların hatasını bilmeyen bizim aşırı yaklaşımımızda daha da kenetlenebilir bu görüşlerinde. Toplu tekfire de şahsen karşıyım. Yani biz ölçüyü koyalım ‘ şu ve şu düşünce ehli sünnete göre küfürdür’ diyelim ama şu milyonlar böyle düşündüğüne göre hepsi kâfirdir deyip toplu tekfire gitmeyelim. Onların hidayetine peygamberimiz aleyhisselâm’ın tebliğ metodlarıyla vesile olmaya çabalayalım.

    Selametle

    • Anonim dedi ki:

      Niye agir konusuluyor simdi biliyormusun kardes?! Cünkü igmg’nin yetkilileri okadar uyarildi ki…. Yani artik hersey kasitli olarak yapiliyor.. Anladin mi? Bizde biliyoruz igmg ehli-sunnettir ama suan kimligi belirsiz ve art niyetli insanlarin eline gecmistir…

  22. Osmanlı dedi ki:

    Esedçi Saadet Partisinin teşkilatından daha fazlası beklenmezdi doğrusu. Yoksa AKP’ye mi transfer oldular? Şevki Yılmaz bile eşcinselliği ve domuz etini savunduktan sonra bu bana acayip gelmiyor. Allah ıslah etsin.

  23. alternatif dedi ki:

    “islerinin idaresini kadinlarin ellerine veren bir kavim asla kurtulusa eremez”
    Nerden cikti bu diyeceksiniz ama Bavyera Eyaleti Milli görüs bundan on sene kadar önce 2(perde arkasinda) hatunun elinde oyuncak
    oldu. Münih teki bir cami sirf onlarin kaprisleri yüzünden kapatildi.

    Merkez o kadar cok para toplama isiyle mesguldu ki, kim cok para gönderirise en basarili camii en basarili hoca ilan ediliyordu. Yok iceriye AKP sizmista falanmista….

    Önce hatunlar yönetimi ellerine aldilar, sonra da paraya cok deger verince
    “inandigin gibi yasamazsan yasadigin gibi inanmaya baslarsin”
    akidesi geregi isler cigrindan cikti.

    Bavyera da bakin- camii kapatilir dikkat edin dedigimizde,

    -daha iyi ya 10-15 kisiye yetecek kadar yer tutariz sorunumuzda olmaz cevabini almistik!!!!!!

    Hala yer tutulmadi biliyor musunuz?

  24. yucel dedi ki:

    Bu kanser Avustralya Sdyney’e bulasmis olmakla beraber, Turklerin cok oldugu Melbourne’de bu salgin yayginlasmistir. Simdi Adelaide’da calismalar yurutuyorlar oraya bu salgini bulastirmaya calisiyorlar.

    Avustralya Milli Gorus Taskilat Baskani Mevdudinin tefsirini okuyor, halka tavsiye ediyor. Kutuphanelerinde Mevdudi tefsirleri bulunduruyorlar.Sydney’de (halk arasinda sevilmemesine ragmen) Avrupa Milli Gorusten gelenler sirf suanki genel baskani, Avrupa milli gorus ile ayni fikirleri tasidigi icin Genel baskan secmistir.

    Melbourne’de taskilatta gorevli ayni zamanda camide gorevli (kari kocalar bu kisiler) hocalar Mevdudi’nin tefsirini okuyor halka tavsiye ediyorlar.Ibni Teyyimeyi ovuyorlar. Mustafa Islamoglu icin Islamoglu Hocam diye toplum arasinda Islamoglunun reklamini yapiyorlar. Nurettin Yildizin gorusleri cok dogru deyip tasavvufa saldiriyorlar. Ayrica hanim olan hoca hayizli kadinlari camiye sokuyor, namaz kilmadiktan sonra iceri girip sohbet dinleyebilirsin diye kadinlara fetva veriyor. Daha neler neleeer…

    Elimde Milli gorusun takvimi selam takviminin iki yapragi bulunmakta. Birinin arkasinda Mustafa Islamoglunun yazisi yayinlanmis. Birinin arkasinda ise Muhammed Esed’den islam alimi olarak bahsedilmis. Istediginiz taktirde size bunlari postalayabilirim. Avusturalya’da Milli Gorus’un yerel bir gazetesi, Yeni Devir’de Islamoglunun yazilari yayinlanmakta.

    Ayrica taskilat, tasavvuf ehli olan kisileri teskilattan uzaklastirilmakta.

    Bu kisilere uyarida bulunmak, ceza vermek hicbir sonuc dogurmayacaktir. Bunlari gorevden alip uzaklastirilmali, kangren olan kol kesilmelidir. Fatih Erbakan miting miting dolasmayi birakip Milli Gorusu denetlemeli bu durumdan kurtarmak icin elinden gelen calismayi yurutmelidir.

  25. kubi dedi ki:

    Selamun aleykum
    Arkadaslar kusura bakmayin ama olaylara cok dar bakiyorsunuz. ve ehli sunnete aykiri gorusleri olan tum ehli sunnet metodlarini takip eden kisileri iki ucu keskin kilic gibi kesip atiyorsunuz. Tamam bu kisilerin bu goruslerine reddiyeler yapmak cok dogru. ama sapik ehli sunnet disi demek biraz iddaali bir cikis. Ehli sunnette onemli olan meselelere ehli sunnet usulu ile yaklasmak. usulun nasil oldugunu burda anlatamayiz ama azicik ilim tahsil etmisler bilir. ama bir kisi bu usulleri kullanarak aykiri bir fetva verdi ise bu akaiddede olsa bu kisinin gorusu reddedilir ama bu kisiye sapik yaftasi vurulmaz. eger boyle yaparsaniz ttarihte ehli sunnet alimi kalmaz. Ama tabiki sunneti inkar mesepleri gereksiz goren(kendisi takip etmeyebilir eger muctehid ise)ayrica sia propogandasi yapan kisileri ehli sunnet icine alamayiz bu kisileri dislamaliyiz. fakat yuzlerce cilt kitap yazmis alimlerin 10-15 fetvasi ehli sunnete aykiri gerisi ehli sunnet icinde ve bu kisi islam icin hayatini adamis mucadele etmis ve hatta hayatini vermis se bu kisiye ehli sunnet disi sapik denilemez. unutmayin tarikat icindeki bir cok seyi ehli sunnet disi bulanlarda var. yani ehli sunnet icinde asgari musterekleri bulmamiz gerekiyor, yoksa tek basimiza kaliriz, asrin muctehidi toplantisi aslinda bunun gostergesi idi. yani asgari mustereklerde ehli sunnet alimleri olarak bir araya gelmekti. ama sizler efendi hazretlerinden daha dindarsiniz sanirim. ayrica seyyid kutup gibi canini islam ugruna vermis kisilerin bir kac hatali gorusude olsa bu kisilerin cihat yonu cihada ve siyasal islama yaptigi vurgu malesef turkiyede yapilamamistir son yuzyilda bu nedenle MG bu kitaplari yaymaktadir. sislere dusen bu kitaplari okuyan kardeslere bu kisileri soyle yanlis gorusleride var ama mucahid insanlardir faydalinabilir seklinde tavsiyelerde bulunmaniz. size tavsiyem. sizlere tavsiyem asrin muctehidi toplantisini tekrar incelemeniz. Allaha emanet olun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s